Türkiye, başkalarının siyasi hesaplarına göre yön değiştirecek, diplomatik kışkırtmalarla karar almaya zorlanacak veya kardeşlik duygusu üzerinden kendi millî çıkarlarından vazgeçirilecek bir ülke değildir.
Türkiye, başkalarının siyasi hesaplarına göre yön değiştirecek, diplomatik kışkırtmalarla karar almaya zorlanacak veya kardeşlik duygusu üzerinden kendi millî çıkarlarından vazgeçirilecek bir ülke değildir. Türkiye, ne zaman konuşacağını, ne zaman diplomasi yürüteceğini ve hangi noktada taviz vermeyeceğini bilen köklü bir devlettir.
Azerbaycan halkıyla kardeşliğimiz bakidir. Ancak kardeşlik, her siyasi tercihi sorgusuz sualsiz kabul etmek değildir. Dostluk, karşılıklı saygı ve dürüstlükle yaşar. Türkiye, Azerbaycan halkıyla gönül bağını korurken kendi millî çıkarlarını da kararlılıkla savunur. Bu iki duruş birbirine engel değil, gerçek dostluğun temelidir.
Ankara'nın görevi, başkalarının oluşturduğu siyasi atmosferin peşinden sürüklenmek değil, gelişmeleri kendi devlet aklıyla değerlendirmektir. Türkiye'nin kararlarını öfke, baskı veya dışarıdan biçilen roller değil; milletin güvenliği, devletin itibarı ve ülkenin geleceği belirler.
Çünkü büyük devlet olmak, herkese meydan okumak değildir. Büyük devlet olmak, gerektiğinde kararlı durmak, gerektiğinde sabretmek ve gücünü nerede, ne zaman, nasıl kullanacağını bilmektir. Türkiye'nin büyüklüğü yalnızca sahip olduğu güçte değil, o gücü kendi iradesiyle yönetebilmesindedir.
Kimse Türkiye'nin her tartışmaya girmesini beklemesin. Kimse Türkiye'nin her kışkırtmaya cevap vermemesini zayıflık sanmasın. Kimse diplomatik sabrımızı teslimiyet, sağduyumuzu kararsızlık olarak yorumlamasın. Türkiye'nin ne yapacağına başkaları karar veremez.
Türkiye, başkalarının senaryosunda figüran değil, kendi tarihinin ve geleceğinin sahibidir.
Unutulmasın: Türkiye'nin gücü, her masayı devirmesinde değil, hangi masaya neden oturacağını bilmesindedir. Büyüklüğü, her savaşa girmesinde değil, gerektiğinde savaşı önleyecek iradeyi gösterebilmesindedir.
Kararlılığı, her söze karşılık vermesinde değil, millî çıkarlarından taviz vermeden yoluna devam etmesindedir.
Ve hiç kimse şu gerçeği göz ardı etmesin:
Türkiye dostluğunu korur ama iradesini teslim etmez. Sabreder ama boyun eğmez. Diplomasi yürütür ama kendi çıkarlarını başkalarının hesabına kurban etmez.
Çünkü Türkiye, günübirlik hesaplarla hareket eden sıradan bir devlet değil; tarihinden aldığı güçle geleceğini inşa eden büyük bir ülkedir.
Türkiye'yi kışkırtarak yönlendirebileceğini sananlar, önce Türkiye'nin devlet aklını anlamalıdır. Türkiye'yi baskıyla karar değiştirmeye zorlayanlar, bağımsızlığın ne demek olduğunu hatırlamalıdır. Türkiye'yi başkalarının hesabına dâhil etmek isteyenler ise bir gerçeği asla unutmamalıdır: Bu ülkenin iradesi, hiçbir yabancı senaryoya sığmaz.
TÜRKİYE BÜYÜK LOKMADIR!
Ne kışkırtmayla yön değiştirir, ne baskıyla boyun eğer, ne de başkasının hesabına figüran olur.
Türkiye'nin yolunu Türkiye belirler. Türkiye'nin kararını Türkiye verir. Türkiye'nin geleceğine Türk milleti sahip çıkar.
Çünkü Türkiye, başkalarının oyununda rol alan değil, kendi iradesiyle tarih yazan bir devlettir!