Yarın seçim olsa sandıktan bir parti değil, bir karar çıkacaktır: Türkiye güçlü kalacak mı, yoksa oyalanmaya devam mı edecek?

Yarın seçim olsa sandıktan bir parti değil, bir karar çıkacaktır: Türkiye güçlü kalacak mı, yoksa oyalanmaya devam mı edecek?

Bu ülkenin gündemi polemikler değildir. Bu ülkenin gündemi vatandır, millettir, mutfaktaki yangını söndürmek ve evladının geleceğini bu topraklarda garanti altına almaktır. Siyaset bunu görmüyorsa, millet gereğini yapar.

Ekonomi rakam işi değildir, beka işidir. Enflasyon düşmüş, borsa çıkmış, tablo düzelmiş, bunların vatandaşın sofrasında karşılığı yoksa o başarının hükmü yoktur. Türk ailesi markete girdiğinde torbası dolmuyorsa, emekli ay sonunu getiremiyorsa, genç iş bulamıyorsa ortada çözülmesi gereken milli bir mesele var demektir.

Bu mesele lafla, vaatle, hamasetle çözülmez. Sert, kalıcı ve Türk milletini merkeze alan kararlarla çözülür.

Türkiye ucuz iş gücü ülkesi olmayacak. Türkiye pahalı pazara mahkum bir ülke olmayacak. Türkiye kendi üreten, kendi kazanan, kendi evladına iş veren bir ülke olmak zorunda.

Bunun için gereken açıktır:

Önce adalet. Adalet zayıfın sığınağı, güçlünün sınırı olacak. Hukuk herkese eşit işlemezse güven olmaz, güven olmazsa ne yatırım gelir ne üretim artar.

Önce liyakat. Emanet ehline verilmezse en iyi plan bile çöker. Bu devlet torpille değil, alın teriyle, bilgiyle, hak edenle yükselecek.

Önce hesap verebilirlik. Kamu malı yetim malıdır. Her kuruşun hesabı sorulacak, şeffaf olmayan hiçbir yönetim anlayışı bu milletin sırtında kalamayacak.

Kimse kusura bakmasın. Türkiye'nin potansiyeli tartışılmaz. Genç nüfus bizde, üretim gücü bizde, girişimci bizde, dünyanın en stratejik coğrafyası bizde. Bu potansiyeli heba eden anlayış değil, şahlandıran irade lazım.

İktidar da muhalefet de şunu bilecek: Bu millet artık mazeret dinlemiyor. Bu millet sonuç istiyor. Hem de geçici pansuman değil, sert ve kalıcı sonuç.

Kira sorununu çözecek irade, gıda oyununu bozacak irade, emekliyi insanca yaşatacak irade, genci işsizlikten kurtaracak irade.

Seçim bir koltuk kavgası değildir. Seçim Türkiye'nin önde olacağına dair namus sözüdür. Sandık günü geldiğinde vatandaş şunu soracak: Benim ülkemi kim önde tutacak? Benim bayrağımı, benim mutfağımı, benim çocuğumun yarınını kim koruyacak?

Türkiye bekleme odasında tutulacak bir ülke değildir. Türkiye bölgesinde lider, masada güçlü, dünyada söz sahibi olmak zorundadır. Bunun yolu içeride güçlü olmaktan geçer. İçeride güçlü olmanın yolu da vatandaşını güçlü kılmaktan geçer.

Unutulmasın: Bu vatan sahipsiz değildir … Bu milletin sabrı da, feraseti de vardır….

Ve şunu iyi bil ..!

O nazlı nazlı sallanan Alsancak var ya ;

Asaletini Şehitlerinden,

Yükünü tarihinden,

Gücünü milletinden…

Alır …!