Şimdi eğri oturup doğru konuşalım.

AK Parti kurulduğundan bu yana neredeyse çeyrek asır oldu o yıl yeni doğan bir çocuk bugünlerde askere gidip geldi bile.

Bilindiği gibi bu parti aslında bir anlamda özellikle büyük çoğunluğu Refah Partisi’nin içinden kopan kalan kısmı ise merkez sağ diye tanımladığımız Milliyetçi Muhafazakar ve maneviyatçı bir kesimin kurduğu bir parti idi.
Bu yapılanma ile halihazırda ülkenin yıllardır tek başına iktidarda olduğu bir parti konumunda.

Kurulduğu günden bu yana girdiği tüm seçimleri kazanan bir parti olması sebebi ile de lideri ile özleşen bir parti durumunda.

Öyle ki son dönemlerde Genel Başkanı Sayın Erdoğan’ın ne kadar da partililerine ahde vefa göstermiş olmasına rağmen çoğu partilisinden bu karşılığı göremedi.

Karşılık gördüğü tek şey bu parti özelinde Genel Başkanına duyulan sevgi ile halkın teveccühü.

2001 yılından 2009 yılına kadar bu partinin ülke için kötü bir parti olduğunu aklıselim ve siyasi düşünmeyen hiçbir kimse söyleyemez.

Peki, 2009’dan sonra ne ve neler oldu da bu partiden kopmalar hatta ihanetler ve vefasızlık başladı?
Mesela Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçildiğinde “Seni cumhurbaşkanı yaptırmayacağız” diyen bir grup ile aynı paralelde neden devam ediyor? Hala bu günlerde acaba beni Cumhurbaşkanı adayı gösterirler mi hesabı yapıyor?

Diğer taraftan bu ülke de Bakanlık Başbakanlık yapan Ahmet Davutoğlu bugün Sayın Erdoğan’ın karşısında.

Ali Babacan da kurduğu parti ile umduğunu bulamamış olsa bile CHP’nin yaptığı ittifakla 0.000 bilmem kaç oy alarak 8-10 vekil ile mecliste.
Bu isimler sadece devede kulak birkaç örnek çok daha eskilere gitmeye gerek yok.
Mesela İçişleri bakanlığı yapmış beklide Sayın Erdoğan’dan sonra belki de adı en çok genel başkanlık için geçen isimlerden biriydi şimdi gören eden yok…
Bu isimleri yazmakla bitiremeyiz.
Diyeceğim o ki; siyaset ahde vefa gerektiren bir kurum olmaktan çıkalı yıllar oldu.
Ha var mıydı diye soracak olursanız aslında vardı?
Ne mi Vardı? Ahde vefa vardı, makam mevki için yılların verdiği dostlukları silmemek vardı, bilmem kaç yıldır birlikte hareket ettiğin dostlarını arkadaşlarını makam için satmamak vardı, döner koltuğa oturunca fırıldak olmamak vardı,…
Kısacası rozetlerinden büyük adamlar vardı.
Şimdi neredeyse yüzde doksanı bu kalıptan çıktı ben ve koltuğum demeye başladı. Bu her kesim için böyle.
Kızıyor muyuz ? aslında kızmıyor o insanlar için üzülüyoruz..
Neden mi?
Üç beş yıl sonra bu makamlar koltuklar geçip gidecek ve olmayacaklar. Sonrası, memlekette sohbet edeceğin selam vereceğin üç beş arkadaşın bile kalmadığını görünce işte o zaman bu makamların bir halt olmadığını anlayacakları için onlar adına üzülüyoruz.
Bunları neden yazdık?
Kimseye “Ben siyaseti vatandaşlar için yapıyorum” diyenlere, Bben siyaseti eşime dostuma arkadaşlarıma faydalı olmak için yapıyorum diyenlere” ve hatta ben siyaseti Allah rızası için yapıyorum” diyenlere hiç inanmayın…
Sadece Allah’a tam manası ile inanın gerisi hikaye…
Son olarak soracak olursanız bu yazıyı neden ve kim için yazdık diye?
Kim ve kimler üzerine alınırsa alınabilirler…


Sevgi ile kalın.