Kolesterol (kan yağları) vücudun yapı taşlarından biridir.
Diğer bir değişle hücrelerimizden hormonlarımıza kadar bir çok yerde kullanılan en önemli ham maddelerden biridir. Aslında herkesin öcü gibi baktığı kolesteroller yaklaşık 20-30 yıllık bir mesele değil neredeyse keşfi ile birlikte yüz yıllık bir serüven olarak karşımıza çıkmaktadır. Öyle ki fark edilmesi, oluş mekanizması ve hastalık yapıcı özeliklerini araştıran bilim adamlarına Nobel ödülü dahi kazandırmıştır.
Kolesterolün %70-80’ni vücudumuz yani karaciğerimiz kendi sentezlemekte, kalan kısmını ise dışardan besinler yoluyla almaktayız. Yani asıl kaynak vücudumuzun kendisidir. Yaklaşık 1000 mg (1 gr) kadar üretilmektedir. Kolesteroller kanda çözünmeyen bir medde olduğu için LDL, HDL gibi lipoproteinler denilen taşıyıcılar vasıtasıyla taşınmaktadır. LDL kolesterol kandan karaciğere taşınmaktadır. Karaciğer de işlenen kolesteroller; hücre yapımında, hormonların yapımında, safra asitlerinin yapımında, D vitamini yapımında ve enerji deposu olarak kullanılmaktadır. Şayet bu taşınma işleminde bir sıkıntı veya bir problem varsa yada dışardan alım fazla ise o zaman kandaki LDL kolesterolümüz artmaya başlar. İşte bu durum damarlar için oldukça tehlikeli bir durumdur.
LDL kolesterolün bu kadar önemli bir molekül olması bilimsel olarak bilinmesine rağmen asıl onu popüler veya korkunç kılan ise kalp damar sisteminde yaptığı “Ateroskleroz-damar sertliği” nedeniyle kalp krizleri ve felçler başta olmak üzere hayatı tehdit eden bir sorun olmasıdır. Elbetteki tek başına kolesterol yüksekliği damar sertliği nedeni diyemeyiz (ailesel hiperkolesterolomi hariç), diğer risk faktörlerinide unutmamak gerekir. Zaten bu risk faktörleri bir şekilde birbirleriyle ilişki içindeler. Yapılan çalışmalar da kalp krizi geçiren hastaların yaklaşık %80-90 da mutlaka bir veya daha fazla kardiyovasküler risk faktörü vardır. Bunlar;
1. Yaş
2. Genetik faktörler (ailede erken yaşta kalp hastalığı bulunması gibi)
3. Kolesterol yüksekliği
4. Hipertansiyon
5. Şeker hastalığı
6. Sigara
7. Hareketsiz yaşam
8. Şişmanlık
9. Stres
Bu risk faktörlerinin toplumda görülme sıklığı da dikkate alındığında Hipertansiyon, sigara ve kolesterol yüksekliğini ilk üç sırada sayabiliriz. Öyleki LDL (kötü) kolesterolde her 10 mg/dl artış kalp krizlerinde %20’ lik bir artışa neden olmaktadır.
Aslında bakıldığında kolesterolün vücudumuz için ne kadar önemli bir yapı taşı olduğu su götürmez bir gerçektir. Fakat her şeyde olduğu gibi LDL kolesterolünde fazlası da zararlıdır. Bu da su götürmez bir gerçektir. Bu gerçek birçok bilimsel çalışma ile ortaya konmuştur. Öyle medyatik bir takım açıklamalarda bahsedildiği gibi kolesterol fazlalığı ile ilgili yalan yanlış bilgiler ile hastalar maalesef yanlış yönlendirilmektedir. Bunlara itibar etmemek gerekir. Yaklaşık 30 -35 yıldır LDL kolesterol düşürülmesi ile ilgili yüzlerce çalışma yapılmıştır ve faydalı olduğu artık kanıtlanmıştır. Yazımıza daha dikkat çekmesi için güncel sorular ile devam etmek istiyorum.
1. Kolesterol yüksekliğine neler neden olabilir?
Kolesterol yüksekliği genellikle aileseldir yani genetik geçiş çok belirleyicidir. Bunun yanında çevresel ve hasta ilgili faktörlerde kolesterol yüksekliğine neden olmaktadır. Kilo fazlalığı, şeker hastalığı, böbrek bozukluğu, karaciğer hastalığı, tiroid bozukluğu, sağlıksız beslenme, sigara ve alkol alımı da kolesterol yüksekliğine neden olmaktadır.
2. LDL-Kolesterolü düşürmek kalp krizi riskini azaltır mı?
İster primer (hiç hastalık yok iken) ister sekonder (hastalık olduktan sonra) koruma amaçlı olsun yapılan çalışmaların büyük çoğunluğunda kolesterol düşürücü ilaçların kalp ve damar sağlığını olumlu yönde etkilediğini görmekteyiz. Bunu rakamsal olarak söyleyecek olursak 170 bin hastanın dahil edildiği bir meta-analizde; 5 yıllık takip sonucunda LDL kolesterolde 40 mg/dl düşme sağlandığında koroner kalp olaylarında %23, inmede %17 ve ölüm oranında %10 azalma olduğunu görmekteyiz. Burada önemli olan tedaviyi uzun süreli ve etkin dozda kullanmak gerekiyor. Yani Anadolu tabiri ile “Attığın taşın ürküttüğün kurbağaya değmesi” gerekiyor.
3. Hangi kolesterol değerinde ilaç başlanmalı?
Yapılan çalışmalarda hangi LDL kolesterol düzeyinde ilaç başlanması gerektiği, hangi hasta grubuna hangi değerde başlanacağı belirtilmiştir. Buna göre LDL kolesterol dışında başka risk faktörü olmayan hastalarda 190 mg/dl üstünde, birden fazla risk faktörü varsa 130 mg/dl, yüksek riskli hastalarda 100 mg/dl, kalp krizi geçirmiş, bay-pass olmuş veya felç geçirmiş hastalarda başlangıç LDL değerine bakılmaksızın kolesterol düşürücü ilaçlar başlanmalıdır. Tedavide hedef değerlere mutlaka ulaşılmalı “ Ne kadar düşük o kadar iyi” prensibi gözetilmelidir. Ayrıca sadece ilaç tedavisi değil ilaçla birlikte egzersiz, düzenli beslenmeye dikkat edilmeli, sigara ve alkolden de uzak durulmalıdır.
4. Kolesterol düşürücü ilaçları ne kadar kullanmalıyız.?
Kolesterol ilaçları da tansiyon ve şeker ilaçları gibi şayet uygun hasta seçimi yapıldıktan sonra ömür boyu kullanılmalıdır. Çünkü şayet ilaç bırakılırsa düşen LDL kolesterol tekrar yükselmekte, kazandığımız kaleleri tekrar kaybetmekteyiz. Ayrıca bu ilaçların asıl faydası uzun süreli kullanımda ortaya çıkmaktadır.
5. Kolesterol düşürücü ilaçlar güvenli mi?, takibi nasıl yapılmalı?
Kolesterol düşürücü ilaçlar yaklaşık 30 yıldır kullanılmaktadır ve güvenilirliği ispat edilmiştir. Dünya genelinde milyonlarca hasta halen bu tedaviyi kullanmaktadır. Bu nedenle de rüştünü ispat etmiş bir tedavidir. Tabi-ki diğer ilaçlarda olduğu gibi yan etkisiz ilaç yoktur. Bu ilaçlarda da baş ağrısı, bulantı, karın ağrısı, şişkinlik, kas ağrısı, alerjik reaksiyonlar, kabızlık gibi bir takım yan etkiler görülebilir. Ancak hayatı tehdit eden korkulacak yan etkiler oldukça nadirdir. Bu ilaçları kullanan hastaları 6 aylık periyodlarla kontrol olmalarında fayda bulunmaktadır. Takipte özellikle kas ağrısı, yorgunluk ve güçsüzlük varsa mutlaka hekime başvurulmalı, kas enzimleri mutlaka bakılmalıdır.
6. Karaciğer yetmezliği veya karaciğer hastalığı olanlar kolesterol düşürücü ilaçları kullanabilir mi?
Hayır kullanmaması gerekiyor. Aktif karaciğer hastalığı olanlar bu ilaçlardan uzak durmalı. Fakat karaciğer enzimleri normal veya stabil seyreden veya hepatit taşıyıcıları bu ilaçları kullanabilir. Yine karaciğer yağlanması olan hastalarda bu ilaçları kullanabilir.
Özetle vücudumuzun yapı taşı -yapı harcı- olan kolesterol belli seviyelerde ne kadar faydalı ise yüksekliği de bir o kadar zararlıdır. Belki de bunu en iyi özetleyen söz ise yine bizden Anadolu’dan “Azı karar çoğu zarar” demek daha doğru olur herhalde.