Dünya da en sık rastlanılan kardiyovasküler risk faktörlerinden biri de Hipertansiyondur.
Yaklaşık erişkin nüfusun üçte birinde Hipertansiyona rastlanılmaktadır ve bu sayı bir milyarı aşmaktadır. Tansiyon kanın damar duvarına yaptığı basınç olarak kabul edilir ve 120/80 mmHg nin altı normal olarak kabul edilir. 140/90 mmHg nın üstü ise Hipertansiyon olarak kabul edilir. 120/80 ile 140/90 arasını ise artmış kan basıncı ya da Hipertansiyon adayı olarak kabul etmekteyiz. Tansiyon maalesef teşhisi kolay olmasına rağmen atlanan, gözden kaçan bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle tansiyonu yüksek olan hastaların yaklaşık yarısının Hipertansiyon hastalığından haberinin olmadığını görmekteyiz. Bun da en önemli faktör hastalığı sessiz seyretmesi ve kendine özgü şikayetlerinin olmamasıdır.
Hipertansiyonun kendine özgü bir şikayeti yoktur. Buna rağmen genelde hipertansiyonu olan hastalar baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı, çabuk yorulma ve halsizlik gibi şikayetler ile kardiyoloji polikliniklerine başvurmaktadırlar. Hipertansiyonda en sık rastladığımız baş ağrısı bile ancak hastaların yüzde 30’unda görülmekte ve bu ağrı daha çok enseden başlayarak ön tarafa doğru yayılan zonklayıcı bir tarzda olmaktadır. Özellikle daha önce tansiyon hastası olmayan hastalardaki ani yükselmeler veya stres kökenli tansiyon yükselmelerinde baş ağrısı daha sık görülmekte ve buna bulantı, kusma, nefeste daralma eşlik etmektedir. Baş ağrısının olmaması hastaları yanıltmamalı. Baş ağrısı olmasa da düzenli tansiyon ölçümü yaptırılması erken teşhis için oldukça önemlidir.
Burada en önemli nokta genelde 18 yaşını geçtikten sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez tansiyon kontrolü yaptırmak gerekebilir. Eğer ailede tansiyon hastası varsa onlar da 18-40 yaş arasında olanlarda yılda bir kez tansiyonlarını kontrol ettirmelidir.
Hipertansiyon en çok kalp ve damar sistemine zarar vermektedir. Özellikle kontrolsüz hipertansiyon karşımıza kalp krizleri, kalp yetmezliği, aort damarında 'anevrizma' dediğimiz balonlaşmalar ile karşımıza çıkabilir. Bir diğer olumsuz etkilenen organ ise beyin. Tansiyon hastalarının önemli bir kısmı felçle karşımıza gelebiliyor. Bir diğer önemli organ böbrek. Böbrek yetmezliği diyalize kadar giden süreçle karşımıza gelebilir. Yine körlüğe kadar giden bir dizi komplikasyonlarla göz sorunları olarak da karşımıza çıkabilir.
Tansiyon ölçerken nelere dikkat etmeliyiz;
Oturur pozisyonda, en az 5 dk dinlenme sonrası
15-30 dakika içinde sigara/kahve tüketimi veya egzersiz olmamalı
Kişi mesanesini boşaltmış olmalı ve kolda giysi olmamalı
Avuç açık, kol kalp seviyesinde destekli olmalı
Kol çevresine uygun manşonlu cihaz kullanılmalı
Bir seferde 1-2 dakika arayla, en az iki ölçüm yapılarak, iki ölçüm arasında >10 mmHg fark varsa, ardışık ölçümler sonrası son iki ölçümün ortalaması kaydedilmelidir.
İki koldan da ölçüm yapılarak bu ölçümlerde SKB farkı >20 mmHg ise neden araştırılmalı
Sonraki ölçümler kan basıncının yüksek olduğu koldan yapılmalı
Dijital tansiyon aletlerinden özellikle dirsekten manşon bağlananlar tercih edilmeli
Hasta ile konuşmak, hastanın ayak ayak üstüne atması da tansiyonun yanlış sonuçlar vermesine ve yüksek çıkmasına neden olabilir. Ayrıca doğru bir sonuç alabilmek için hastanın kolundaki sıkı elbiselerin çıkarılması ve çıplak kol üzerine manşon bağlanmalı
Tüm bu önlemlere ek olarak, tansiyon ölçümlerinin günün aynı saatlerinde ve mümkünse aynı cihaz ile yapılması, sonuçların karşılaştırılabilirliği açısından faydalı olacaktır. Ayrıca, ölçüm sonuçlarının bir deftere veya dijital bir platforma kaydedilmesi, doktor kontrollerinde kapsamlı bilgi sunulmasını sağlar. Tansiyon değerlerinde beklenmeyen yükselmeler ya da düşüşler fark edildiğinde ise, vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak büyük önem taşır.