Kaman’da 9-11 Ekim 2026 günlerinde 35. Kaman Ceviz, Kültür ve Sanat Festivali gerçekleştirildi. Her yıl iki gün yapılan festival bu yıl üç güne çıkarıldı.
Kanımca başarılı bir festival oldu. Başta ceviz olmak üzere ürün satışları yanında yarışmalar, eğlencelerle dolu bir festivaldi. Bu arada yerel şair ile yazarlara da kentin özeğinde kitap standlarında yer verilmişti. Üç gün kitaplarımla festivalde bulundum. Bu tür festival ya da kitap fuarlarına katılmayı önemsiyorum. Böylelikle yeni okurlarla değişik kişileri tanıma olanağı buluyorum.
Tanıdığım kişilerden en ilginci Kahramanmaraş Afşin Arıtaş Kasabasından elinde sazıyla çıkıp gelen Aşık Kamberi’ydi. Festivalin ilk günü olan 9 Ekimde sabahın erken saatinde kitaplarımı standa yerleştirmişken selam verip kitaplarıma bir göz attı. Devrimci 78’li Veli Karlı kitabım ilgisini çekmiş siftahı da ondan yapmıştım. Yer gösterip oturmasını rica ettiğimde, hemen sazını ele alıp bir türkü söyledi. Söylediği türkü 1970’li yıllarda çok dinlenen ABD karşıtı eylemlerde söylenen Aşık Mahzuni’nin yazıp bestelediği Katil Amerika türküsüydü. Kitaplarından mesajı aldım, bu da benim sana mesajım… deyip söze girdi.

Gezgin bir aşıktı. Başından türlü işler geçmişti. Ameliyat olmuş, yürüme sorunu yaşıyordu. Gezip gittiği yerlerde, fuar ya da özel günlerde sokakta çalıp söylüyor günlük geçimini sağlamaya çalışıyordu. Fuar öncesi Kaman Belediyesine uğramış festivalde sahne almak istediğini az bir paraya çalabileceğini söylemiş, yetkililerce başka festivalde inşallah deyip kibarca geri çevrilmişti. Pes etmemiş Kırşehir Valiliğine gidip Vali Yardımcılarından biriyle görüşmüş, gezgin halk ozanı olduğunu git gel masrafı olan 15 bin liraya sahne alabileceğini bunun için Kaman Belediyesine talimat verilmesini istemiş, olumlu yanıt almıştı. Gel gör ki konuşulanlar orada kalmış Kaman Belediyesini arayan olmamış ortada kalmıştı. İstersen benim köyüme gidelim, bugün konuğum ol yarın festivale birlikte geliriz önerimi sevinçle kabul etti. Evde çaldı söyledi, yaşamını çektiği acıları özetledi. Alevi geleneğindeki saz eşliğinde sofra duasını Türkçe çalıp söyledi. Eşim Emineyle çok etkilendik. Bizlere bir de şu türküyü doğaçlama çalıp söyledi: “Düşündüm daşındım fikir eyledim/ Şu duman dağlara ne güzel uymuş/ Şükürler olsun yüce mevlaya/ Din iman İslama ne güzel uymuş/ Ne güzel uymuş…// Kafirler taparlar puta asaya/ İman edemezler hazreti İsaya/ İncil İsaya Tevrat Musaya/ Kuran Muhammede ne güzel uymuş/ Ne güzel uymuş…// Ulu camilere sererler halı/ Ben aşık değilim hakiki deli/ Allahın aslanı hazreti Ali/ Zülfikar Düldüle ne güzel uymuş/ Ne güzel uymuş…// Kamberiyim ben de halkın ozanı/ Durmadan söylüyom durmadan gezeni/ Benim karşımdaki Gazi Baranı/ Kardaşım Gazi de halkın yazarı/ Emine Gaziye ne güzel uymuş/ Ne güzel uymuş…”

İkinci gün festivalin resmi açılış töreni vardı. Yollar tutulmuştu. Ankara’dan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi festivalde bir de açılış konuşması yapmıştı. Ben standda iken Aşık Kamberi polisleri aşıp kendisine söz veren vali yardımcısına ulaşmaya çalışır. Ulaşır da. Tamam senin işine bakacağım dese de protokol töreninin bitip bakanı uğurlama sırasında herkes bir yerlere kaybolur. Aşık Kamberi bir kez daha ortada kalır. Satış standlarını dolaşarak sokakta aşıklık geleneğini sürdürür. Deyişlerini sazıyla çalıp söyler, bahşişler alır, kimi satıcılarla dost olup birkaç gününü de öyle geçirir. Festivalde ara ara rastlaştığımızda, bir sorun olursa ara beni, ben seni bulurum desem de bir daha beni rahatsız etmedi. Kim bilir sazını atıp omzuna yurdun hangi köşesine gitti.
Ona kitaplarımdan armağan ettim o da bana el yazılı bir şiirini verdi. Afşin’in Arıtaş köyünde ev yaptıran kardeşiyle birlikte kalıyordu. Malda mülkte gözü yoktu. Tam bir gezgin halk ozanıydı. Kasetin… basılmış şiirlerin var mı? soruma, para mı var… diyerek yanıtladı. Nerde ilgi görürse orda kalıyor, bir yerlere gitmediği zamanlar kardeşiyle birlikte yaşıyordu. Birilerinin ülkenin olanaklarını çarçur edip haksızca varsıllaştığı ülkemizde Aşık Kamberilerin günlük geçimlerini sürdürmede zorlandığı, sosyal devlet olmanın gereklerinin yapılıp verilen sözlerin tutulmadığı yerde hani devlet ciddiyeti hani tek adam erkine yakıştırılan kimsesizlerin kimsesi olmak bu mu demekle yetiniyorum.
Gördüm başlığını attığı şiirini okurlarımla paylaşıyorum: “Bende bu yaşıma geldim geleli/ Kişiler içinde yalanlar gördüm/ Yalanlarla gerçekleri bileni/ İnsan sıfatında yılanlar gördüm// İnsanı hor görüp varsaymayanlar/ Namuslu kazancı kâr saymayanlar/ Halkına zulmedip varsaymayanlar/ Hainlikten yana olanlar gördüm// Çok kişi gördüm yaşayan ölü/ Çok kişi gördüm ki dilsizin dili/ Çok kişi gördüm ki bakarın körü/ Arayıp hakkını alanlar gördüm// Kamberiyim haksızlara aldırmam/ Acı konuşur ben halkımı yıldırmam/ Saz çalarım ben hakkımı çaldırmam/ İnsan haklarını çalanlar gördüm”