Anahtar kelimeler: Kazakistan, Türkiye, kadın, pilot, kahraman

"Bir erkeğe eğitim verirseniz, eğitimli bir birey kazanırsınız;
bir kıza eğitim verirseniz, eğitimli bir aile."
                                                                                       — Hacı Zeynalabdin Tağıyev

          İnsanlık, kendini bildi bileli uçma arzusu ile yaşamıştır. Atalarımız, esrarengiz gökyüzünün sırlarını keşfetmek, kuşlar gibi kanat açıp semalara yükselmek istemiş, fakat bu arzu uzun süre yalnızca bir hayal olarak kalmıştır. Zamanla bilimin ve teknolojinin gelişmesi, bu kadim arzunun gerçeğe dönüşmesine imkân sağlamıştır.  19.yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında yaşanan teknolojik sıçramalar, özellikle aerodinamik ve motor teknolojilerindeki başarılar, uçma fikrinin hayata geçirilmesini mümkün kılmıştır.
          Sonuç olarak, insanlığın uçma arzusu, yüzyıllar süren arayışlar ve deneyimler sonucunda gerçekleşmiş, bugün dünyanın gelişiminin temel sütunlarından birine dönüşmüştür. Havacılık yalnızca bir teknik başarı değil, insan iradesinin, düşünce gücünün ve hedef odaklı gelişimin parlak bir örneğidir.
          Diğer ülkelerde olduğu gibi, Türk dilli ülkelerde, özellikle Kazakistan ve Türkiye’de de havacılık alanında önemli başarılar elde edilmiştir. Kazakistan havacılığının tarihi 1910 yılına, hava taşıtlarının kullanımı ise 1907 yılına denk gelmektedir. Bu ülkede ilk uçak 1912 yılında Urallarda (günümüzdeki Oral şehrinde) havalanmıştır. Sovyetler Birliği döneminde ise Kazakistan’da havacılığın gelişimi daha da hız kazanmıştır. 9 Şubat 1923 tarihi, SSCB'de sivil havacılığın kurulduğu tarih olarak kabul edilir ve bu süreçte Kazakistan’ın da önemli bir rolü olmuştur. Saken Seyfullin gibi tanınmış şahsiyetlerin çalışmaları Kazakistan’da havacılığın gelişiminde önemli bir yer tutmuştur. 1923 yılında Seyfullin, Kazakistan’da havacılığın teşkiliyle ilgili çeşitli girişimlerde bulunmuş ve bu alanın şekillenmesine ciddi katkılar sağlamıştır. Seyfullin yalnızca havacılık alanının gelişimine değil, aynı zamanda onun sosyal ve ekonomik etkilerine dair birçok düşüncesini de dile getirmiştir. Kazakistan’da uçakların yaygın olarak kullanımı ise esasen iç savaş yıllarına denk gelmektedir. Ancak havacılık alanındaki doğrudan rolü daha çok 1930’lu yılların ortalarından, yani Sovyet dönemi gelişme sürecinden itibaren belirginleşmeye başlamıştır. Kazakistan, hem Birinci hem de İkinci Dünya Savaşlarında aktif olarak yer almıştır. Bu mücadelelerde havacılığın rolü özellikle önemli olmuştur.

Kapak 2025 06 24T165403.508

                                                                                                                    Şekil 1. Hiuaz Dospanova
Kaynak, https://qazinform.com/news/women-of-kazakhstan-who-left-their-marks-on-nations-history-61c544 
          Kazakistan’ın savaşlardaki kayda değer katkıları arasında Toktar Aubakirov ve Talgat Begeldinov gibi tanınmış pilotların isimleri ön plana çıkmaktadır. Bu alanda yalnızca erkekler değil, kadınlar da önemli rol oynamışlardır. Onlardan biri de Hiuaz Dospanova’dır. O, Kazakistan’ın Halk Kahramanı unvanına layık görülmüş, ülkenin ilk ve tek kadın savaş pilotu olarak tarihe geçmiştir. Hiuaz Dospanova, Sovyet Hava Kuvvetleri’nde subay rütbesi alan ilk Kazak kadını olmasının yanı sıra, “Gece Cadıları” birliğinde görev yapmış tek Kazak kadındı.
          Hiuaz Dospanova, 15 May 1922 tarihinde Kazakistan’ın Guryev vilayetine bağlı Ganyushkino köyünde dünyaya gelmiştir. 1940 yılında Uralsk şehrindeki 1 No’lu ortaokulu altın madalya ile bitirmiş, aynı zamanda yerel havacılık kulübünde pilotluk eğitimi alarak yedek pilot sertifikası kazanmıştır. Okul yıllarında aktif bir pioner ve komsomol örgütü sekreteri olmuş, başarılı ve girişimci bir öğrenci olarak tanınmıştır. Havacılığa duyduğu büyük ilgiye rağmen,     Hiuaz Dospanova Moskova’da bulunan Jukovskiy adını taşıyan Askerî Hava Akademisi’ne kabul edilmemiştir. Bu, onun hayatında ciddi bir engel teşkil etsə də, o asla yılmamış ve başka bir yol seçmiştir. Belgelerini Birinci Moskova Tıp Enstitüsü’ne sunmuş ve sınavsız olarak kabul edilmiştir. Ancak yaklaşık bir yıl sonra İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması, onun yaşam rotasını tamamen değiştirmiştir.(Kaynak: https://e-history.kz/en/news/show/6871) 1941 yılında, dönemin son derece zor koşullarında, yalnızca erkeklerden oluşan askerî birliklere kadınlar da dâhil edilmeye başlanmış ve yeni savaş teknolojilerine uygun olarak çatışmalara katılma fırsatı elde etmişlerdir. Bu dönemde, Mariya Raskova’nın liderliğinde kurulan kadınlardan oluşan hava alayı, kadın savaşçıların savaş tarihindeki yerini önemli ölçüde belirlemiştir.

Kapak 2025 06 24T165612.522

                                                                           Şekil 2. Hiuaz Dospanova
Kaynak, https://ksors.kz/lyotchica-iz-atyrau-xiuaz-dospanova/

          Bu fırsattan yararlanan Hiuaz Dospanova da savaşa katılmaya karar verir. 1941 yılının Ekim ayında, Hiuaz, sınıf arkadaşı Tatyana Sumarokova ile birlikte Mariya Raskova’nın kurduğu hava alayına katılmak için başvurur. Eğitim kurslarına yazılarak seyrüseferci (şturman) eğitimini tamamlarlar ve bunun sonucunda 588. Gece Bombardıman Alayı’na atanırlar. Hiuaz Dospanova, bu alayda seyrüseferci-nişancı olarak görev yapar ve çok kısa sürede savaşın en çetin anlarında başarılı operasyonlar gerçekleştirerek büyük kahramanlık gösterir. Katıldığı cepheler arasında Güney Cephesi, Kuzey Kafkasya, Transkafkasya, Ukrayna ve Beyaz Rusya (Belarus) yer alır. Hiuaz, 300’den fazla savaş uçuşu gerçekleştirerek düşmanın insan gücü ve teknik teçhizatına ağır darbeler indirmiştir. Gösterdiği büyük kahramanlık ve profesyonellik sayesinde 46. Muhafızlar Gece Bombardıman Alayı’nın haberleşme şefi görevine kadar yükselmiştir. Savaş sırasında sahip olduğu liderlik nitelikleri ve cesareti, diğer savaşçılar tarafından örnek alınan bir özellik olmuştur. Ancak savaşın ağır çatışmalarından birinde, Hiuaz Dospanova görevden dönerken iki uçağın iniş sırasında çarpışması nəticəsində ciddi şekilde yaralanmıştır. Bu kazada her iki bacağında da ciddi kırıklar oluşmuştur. Hiuaz ömür boyu engelli kalmış olsa da, savaş sonrası geri çekilmemiş, cephedeki başarılı hizmetini toplum-siyasi alana yönlendirmiştir. Savaş sona erdikten sonra Hiuaz Dospanova, Komünist Partisi’ne katılarak aktif siyasi hayata atılmıştır. Kazakistan Lenin Komünist Gençlik Birliği Merkez Komitesi sekreterliğine kadar yükselmiştir. 1951 yılında Kazakistan SSC Yüksek Sovyeti’ne milletvekili seçilmiş, ilk oturumda ise Prezidium Sekreteri seçilmiştir. Hiuaz Dospanova, savaş dönemindeki kahramanlıkları ve toplum-siyasi faaliyetlerindeki başarılarıyla çok sayıda ödül ve takdir almıştır. Kendisi “Kızıl Yıldız”, “Kızıl Bayrak” nişanlarıyla, “Kafkasya’nın Savunulması İçin”, “Varşova’nın Kurtuluşu İçin” ve “Almanya Üzerindeki Zafer” madalyalarıyla onurlandırılmıştır. 2004 yılı Aralık ayında ise Kazakistan Cumhurbaşkanı tarafından kendisine “Halk Kahramanı” unvanı ve “Otan” Nişanı verilmiştir.
O, yalnızca Kazakistan’ın değil, tüm Türk dünyasının gurur kaynağıdır. Cephedeki kahramanlığı, savaş ruhu ve bir kadın olarak kazandığı tarihî başarılarla zamanın sınavından geçmiştir. Hiuaz’ın adı Kazakistan’da ve Türk dünyasının diğer bölgelerinde daima anılmakta; onun hatırası, vatan savunmasında fedakârlık gösteren kadın savaşçıların önemli bir simgesi olaraq yaşatılmaktadır.

Kapak 2025 06 24T165725.874

                                                                         Şekil 3. Hiuaz Dospanova’ya adanmış anıt

Kaynak: https://wanderwomenproject.com/places/khiuaz-dospanova-monument/
          Hiuaz Dospanova, Şaku Amirov ile evlenmiş ve bu evlilikten iki oğlu dünyaya gelmiştir. Ne yazık ki, küçük oğlu iki yaşında hayatını kaybetmiştir. Büyük oğlu Erbolat Amirov, Satpayev adını taşıyan Kazakistan Millî Teknik Enstitüsü’nde pedagojik faaliyet göstermektedir. Torunlarının isimleri Bayan Shaku ve Kanat Shaku’dur.
Onun hatırası Kazakistan’da büyük bir saygıyla anılmaktadır. Atırau’da bulunan Spor Sarayı’na onun adı verilmiş, burada ayrıca heykeli dikilmiştir. Almatı’da bir caddeye ismi verilmiş, yaşadığı evin önüne ise hatıra plaketi yerleştirilmiştir. “Air Astana” havayolu şirketinin “Embraer–190” uçağına da onun ismi verilmiştir.
2005 yılında Murat Jakibayev ve Lev Vahidov tarafından çekilen “Успеть сказать спасибо” (“Teşekkür Etmeye Vakit Bulmak”) adlı belgesel film, onun yaşamı ve savaş yolculuğuna adanmıştır.
Hiuaz Dospanova, kahramanlığı, savaş ruhu ve bir kadın olarak kazandığı tarihî başarılarıyla yalnızca Kazakistan’ın değil, tüm Türk dünyasının gurur kaynağıdır.


        Türkiye'de ise ilk havacılık çalışmaları, 1912 yılında Atatürk Uluslararası Havalimanı yakınlarındaki Sefaköy’de, iki hangar ve küçük bir meydanda başlamıştır. Burada sivil havacılığın kurumsal temelleri ise Ulu Önder Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” sözüne uygun olarak, 1925 yılında kurulan Türk Tayyare Cemiyeti ile atılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti'nde de, diğer ülkelerde olduğu gibi, havacılığın gelişiminde erkeklerin rolü büyük olmuştur. Türk havacılık tarihinin en önemli simalarından biri olan Vecihi Hürkuş ve Cengiz Topel gibi erkeklerin yanı sıra, Bedriye Tahir Gökmen ve Yıldız Eruçman gibi kadınlar da bu alanda başarıyla faaliyet göstermiştir.
Bu kadınlardan biri de Türkiye’nin ilk kadın pilotlarından biri olan Nezihe Viranyalı’dır. Sabiha Gökçen tarafından yetiştirilen dört kadın pilottan (diğerleri: Edibe Subaşı, Yıldız Eruçman ve Şahavet Karapars) sonuncusu olarak tanınmaktadır.
Nezihe Viranyalı, planörle 100 saatten fazla, motorlu uçaklarla ise 2800 saatten fazla uçuş gerçekleştirmiştir. 1950’li yıllarda uluslararası hava akrobasi gösterilerinde Türkiye’yi temsil etmiş ve özellikle paraşütle atlayışlarla sahne almıştır.
Nezihe Viranyalı, 1925 yılında Bulgaristan’ın Vidin şehrinde doğmuştur. Küçük yaşlarda, Sabiha Gökçen’in Balkanlar’da gerçekleştirdiği hava gösterilerini Sofya’da izledikten sonra havacılığa ilgi duymuş ve Türkiye’ye gelmeye karar vermiştir.

Kapak 2025 06 24T165912.420

                                                                                                  Şekil 4. Nezihe Viranyalı
Kaynak , https://ipekilyasoglu.wordpress.com/2011/05/10/bir-yazi-iki-mutluluk/ 

          Burada Türk Hava Kurumu'nun Türkkuşu Eğitim Merkezi’ne kabul edilmiş ve bizzat Sabiha Gökçen tarafından yetiştirilmiştir. Ayrıca yaz aylarında İnönü kamplarında Emrullah Ali Yıldız’dan havacılık eğitimi almıştır. Röportajlarından birinde Nezihe Viranyalı, 16 yaşında başladığı pilotluk dönemini şöyle hatırlıyor: “1925 yılında Bulgaristan’ın Tuna Nehri kıyısındaki Vidin şehrinde doğdum. Babam züccaciye ticaretiyle uğraşırdı. Ben ise çocukluğumdan beri spora büyük ilgi duyardım. Havacılığa ise ayrı bir sempatim vardı. Şehrin üzerinden geçen Bulgar uçaklarını gördükçe, ben de bir uçağa binip uçma arzusu ile yanıp tutuşurdum. Yaşım ilerledikçe bu sevgi daha da büyüdü. Beni havacılığa yönlendiren esas olay ise Balkan turuna çıkan Sabiha Gökçen’in bende bıraktığı derin etki oldu. Onun Türk bayraklı uçağını gökyüzünde gördüğüm an yaşadığım heyecanı ve içimi kaplayan milli gururu kelimelerle anlatmak mümkün değil.”
         Viranyalı, ilk deneyimini ise şöyle anlatır:“Türkkuşu’na ilk kabul edildiğim yıl beni paraşütle atlamak üzere uçağın kanadına çıkardılar. Ama cesaretimi toplayıp atlayamadım. Bir hafta odama çekilip hıçkıra hıçkıra ağladım. Sonra öğretmenlerimin desteği ve teşvikiyle ilk paraşüt atlayışımı başarıyla gerçekleştirdim.”
Böylelikle hayalini gerçekleştirmek için önce paraşütçülük eğitimi almış, daha sonra ise planör ve pilot lisansı kazanmıştır. 1955 yılında Hollanda ve Almanya’da düzenlenen uluslararası gösterilerde paraşütçü olarak sahne almıştır. Amerikalı efsanevi pilot Jacqueline Cochran tarafından ABD’ye davet edilmiş, Tennessee Üniversitesi’nde özel bursla sivil havacılık okulunda eğitim almıştır. 1956 yılında Bağdat’ta düzenlenen uçuş gösterilerinde Türkkuşu ekibinin bir üyesi olarak yer almıştır.
O günleri şöyle anımsıyor:“Amerikalı efsanevi pilot Jacqueline Cochran tarafından Amerika’ya davet edildim. ABD'nin Tennessee Üniversitesi Sivil Havacılık Okulu’nda eğitim alarak diploma kazandım. Orada kalmam için bana yüksek maaş teklif edildi ama tereddütsüz ‘vatanım’ dedim ve geri döndüm. Ancak Jacqueline Cochran ile dostluğumuz onun 1980’deki vefatına kadar devam etti. 1956 yılında Irak hükümetinin resmi davetiyle Türkkuşu filosuyla birlikte Bağdat’a gittim. Orada bizi büyük bir samimiyetle karşıladılar ve sergilediğimiz akrobatik gösteriler nedeniyle teşekkür belgesiyle onurlandırıldık.”
Nezihe Viranyalı, hayatı boyunca Atatürk’ün şekillendirmek istediği çağdaş Türk kadını idealine uygun bir yaşam sürmeye çalışmıştır. 1940’lı yıllarda Ankara’da şahsi otomobili olan ilk kadınlardan biri olmuş, buz pateniyle ilgilenmiş ve akordeon çalmayı öğrenmiştir. Ayrıca Almanca, İngilizce, Bulgarca ve Rusça dillerini bilmekteydi.
O, döneminin cesur, öncü ve fedakâr kadınlarından biri olarak hafızalarda kalmış ve Türk havacılık tarihinde unutulmaz bir yer edinmiştir.


Kapak 2025 06 24T170054.847

                                                                    Şekil 5. Nezihe Viranyalı uçak kullanırken
Kaynak,https://web.archive.org/web/20160126090316/https://www.yenisafak.com/arsiv/2004/aralik/05/g07.html 

        Türkkuşu okullarında yüzlerce öğrenci yetiştirmiş ve uzun yıllar Türk Hava Kurumu’nda görev yapmıştır. Paraşütle 100’ün üzerinde atlayış, planörle 100 saatten fazla, motorlu uçaklarla ise 2800 saatten fazla uçuş gerçekleştirmiştir. Nezihe Viranyalı, hayatının son yıllarını İstanbul’daki bir huzurevinde geçirmiştir. Ayak ve omuz kırıkları nedeniyle ameliyat edilse de, oluşan komplikasyonlar sebebiyle bir bacağı kesilmiştir (ampute edilmiştir).
2004 yılında Dünya gazetesi tarafından “Türk Kadını Onur Ödülü” ile ödüllendirilmiştir. Aynı yılın 22 Aralık tarihinde bağırsak kanseri nedeniyle İstanbul’da vefat etmiş ve Karacaahmet Mezarlığı’nda defnedilmiştir.