Yeni yıla giriyoruz…

Ama ülkede değişmeyen bir gelenek var:

Yılbaşı yaklaşınca vergiler, zamlar ve cezalar sıraya girer.

Her sene, Aralık ayıyla beraber bir “kutsal ritüel” başlar:

Devlet bütçe açığını kapatmak için vatandaşı açık artırmayla satışa çıkarır gibi görünen vergi paketleri hazırlanır.

Ekonomi yönetimi her açıklamasında “şaha kalkıyoruz” der…

Evet, bir şey şaha kalkıyor ama milletin vergisi, yükü, borcu!

Yeni yıl takvimlerde yeni umut demektir.

Ama bizim ülkede yeni yıl, eski yüklerin katlanarak geri dönmesi demektir.

Yol vergisi, trafik vergisi, köprü geçiş zamları, alım-satım harçları, her adımın her nefesin vergisi…

Neredeyse “Göz kırpma vergisi” diye bir şey çıksa, kimse şaşırmayacak.

Devletin kasası boşalınca aklına hep aynı çözüm gelir: Garibanın cebine el atmak.

Zenginin malı zaten üç ülkeye dağılmış, milyonluk gemiler offshore’da, milyonluk arabalar şirket üzerine kayıtlı…

Ama garibanın?

Geride sadece bir tane şey kaldı: donu.

Onu da alırlarsa tamamdır; vergi adaletini sağladıkları söylenir.

“Hızlı” Maliye Bakanının Yılbaşı Hediyesi Ülkenin “şimşek hızında” çalışan maliye bakanı, ardı ardına yeni vergileri patlatıyor.

Bir kanun daha, bir zam daha, bir harç daha…

Hepsinin ortak sloganı: “Ekonomik toparlanma için gerekli.”

Kime gerekli kardeşim?

Senin ekonomik toparlanmanın bedelini kim ödüyor?

Fırın kuyruğunda ekmek alan, üç çocuk büyütmeye çalışan, kredi kartından nefes alan vatandaş ödüyor.

Geçim derdine düşen halk, yılbaşı sofralık değil “yılbaşı vergilik” oldu.

Bu öyle bir durum ki, ormanda yaşayan hayvanların bile dili tutulmuş.

Tilki can havliyle koşarken Kaplumbağa karşısına çıkmış: Tilki kardeş, nereye böyle koşuyorsun?

Tilki yutkunarak cevaplamış: Maliyeciler ormanda!

Bende kürk, hanımda kürk, çocuklarda kürk…

Kürke lüks tüketim vergisi koyarlar diye kaçıyorum!

Kaplumbağa bunu duyunca bir anda hızlanmış.

Leylek merak etmiş: Hayırdır Kaplumbağa kardeş?

Böyle koşmazdın sen…

Kaplumbağa panikle anlatmış: Maliyeciler gelmiş!

Bende ev, eşimde ev, çocuklarda ev…

Kabuk vergisi çıkarırlarsa yanarım!

Leylek de panikle havalanmış: Off! Bende yazlık, eşimde yazlık, çocuklarda yazlık…

Şimdi ikinci konut vergisi diye boğarlar bizi!

Leyleğin bu hâlini gören Maymun panikle dallardan atlamaya başlamış.

Sonra bir anda durup düşünüp kendi kendine söylenmiş:

Yahu ben niye kaçıyorum ki?

Benim kıç açık, eşimin kıçı açık, çocukların kıçı açık…

Bize ne vergisi koyacaklar?

“Kıç açık vergisi” mi getirecekler?

Bu Ülkede Kıçı Açık Olan Vergi Veriyor

Acı olan şu:

Maymunun söylediği bizim gerçekliğimiz.

Bu ülkede kıçı açık olan vergi veriyor!

İşsiz, yoksul, asgari ücretli, güvencesi olmayan…

Yani alnı terleyen, emeğiyle yaşayan, sesini duyuracak ortamı bile olmayan vatandaş.

Vergi sistemimiz öyle ters ki, gelirinden çok vergi ödeyen insanlarla dolu.

Zengin daha da zenginleşirken, fakirin sırtına her yıl bir yük daha ekleniyor.

Yeni yılın müjdesi vergi olunca, umutlar daha yıl gelmeden tükeniyor.

Yeni Yıl Geliyor Ama Değişen Bir Şey Yok

Yeni yıl takvimde değişiyor, ama vatandaşın kaderinde değil.

Vergiler artıyor, zamlar çoğalıyor, yoksulluk büyüyor.

Devletin maliyesi kurtarılıyor ama vatandaşın ekonomisi boğuluyor.

Bir ülkede vergi adaleti yoksa toplum nefes alamaz.

Nefes alamayan toplum da umut edemez.

Umudu olmayan bir halkın yeni yıldan beklentisi ne olabilir?

Yeni yılda yine birileri kutlama yapacak:

Ama kutlayan halk değil…

Vergilerden beslenen düzen.