Şöyle bir tarih sayfalarına bakınca, her yolun Kırşehir’den geçtiğini görmekteyiz.

Geçmişte Ahiliğin, Bektaşiliğin, Abdallığın tomurcuklanarak filizlendiği; garip nâme ile Türkçenin yeniden dirildiği bu kadim şehir...

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü ve İstanbul’un işgali sonrası, bu durumu gören Mustafa Kemal, o meşhur sözü söyledi:

“Geldikleri gibi giderler.”

Ve arkadaşlarıyla birlikte ülkenin kurtuluş meşalesini yakmak üzere İstanbul’dan demir alan o gemiyle bir milletin kaderini belirleyecek yolculuğa çıktı.

Samsun’dan bir güneş gibi doğan bu ışık, Amasya Tamimi, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile halkı uyandırdı.

Büyük komutan, Kayseri’den Kırşehir’e geldiğinde; Kırşehir halkı, büyük bir coşku ile Atatürk ve arkadaşlarını Gölhisar bölgesinde atlı süvariler eşliğinde karşıladı.

Mustafa Kemal, Kapıcı Camii önünde dualar eşliğinde kurbanlar kesilerek karşılandı.

Kırşehirliler, bağlılıklarını ifade edip onu misafir ettiler ve Kaman üzerinden Ankara’ya uğurladılar. Bir anımı anlatırken yıl 1973 zamanın İl Sağlık Müdürü dayım Dr. İsmail Yağız ile zamanın Kırşehir Valisi Mustafa Bezirgan’ı ziyaretimizde cumhuriyetin 50. yılı anısına valiliğimizin bastırdığı il yıllığını bana şairim bundan istifade edersiniz diyerek bana imzalayıp takdim etmişti. Yıl 2023 cumhuriyetin 100. Yılı anısında Türkiye genelinden davet ettiğimiz seçkin 40 şair ile hazırladığım” Atatürk ve Cumhuriyet Antolojisi”nin derlemesini yapıp edebiyata kazandırarak şiirler ile ölümsüzleştirdik. Kırşehirliler Vakfı Yurt İçi ve Yurt Dışı Kültür Elçiliğini yürütmekteyim. Vakfın Başkan yardımcısı ve iş adamı Mustafa Düğer 2000 adet basımını üstlenerek Türkiye genelindeki kütüphanelere ve ilgili birilere dağıtımının yapılmasını sağlamıştır. Şahsım ve edebiyat adına kendilerine teşekkür ederim. Kırşehir olarak 50. ve 100. yılda Cumhuriyete ve Atatürk’e bağlılığımızı bu eserler ile göstermiş bulunmaktayız.

Kırşehir halkı, Kurtuluş Savaşı’na katılarak Cumhuriyet’in kurulmasında maddî ve manevî destekleriyle Atatürk’ün yanında yer aldı.

Ve ben de şiirimle diyorum ki: MUSTAFAM...

MUSTAFAM

Öfkelenip çizmesini giyerek,

Önündeki engelleri eğerek,

“Geldikleri gibi gider.” diyerek,

Kükreyip onlara baktı Mustafa’m.

Tarihte bir sayfa açtınız yeni,

Anadolu dört gözle bekliyor seni.

İstanbul’dan demir aldı o gemi,

Boğazın sularına aktı Mustafa’m.

Karadeniz azgın, dalga sis duman,

Samsun halkı ile dolmuştu liman.

Ayak bastı o beklenen kumandan,

On dokuz Mayıs’ta çıktı Mustafa’m.

Samsun’dan başladı, çığır açıldı,

İzlenecek yollar orda seçildi.

Amasya’da hepsi zapta geçildi,

Yapılacak işin çoktu Mustafa’m.

Almışlardı kongreler kararı,

İlki Erzurum’da, dadaş diyarı.

Ok yaydan çıktı, durulmaz gayrı,

Orda rütbesini söktü Mustafa’m.

İkinci kongre Sivas’ta oldu,

Sokaklara bütün insanlar doldu.

Padişah “dön” diye bir ferman saldı,

O fermanı yırtıp yaktı Mustafa’m.

Tahsillisi, cahili ve ümmisi,

Toplandılar Alevisi, Sünnisi.

Mucur, Hacıbektaş, tüm havalisi,

Kayseri yoluna çıktı Mustafa’m.

Kırşehir hep yolunuzu gözledi,

Paşasını ta gönülden özledi.

Süvariler Gölhisar’dan izledi,

Hasretle bekleyen çoktu Mustafa’m.

Ankara’ya geçip gittin Kaman’dan,

Halkın tüm arkanda, büyük kumandan.

Ankara kucak açtı gönülden, candan,

Seymenler meşale yaktı Mustafa’m.

İbrahim der, Ankara’dır merkezi;

Türkü, Kürdü ile Lazı, Çerkezi.

Toplayınca etrafında herkesi,

Kurtuluş Savaşı açtı Mustafa’m.