Evet...

Bu kadar sahipsiz.
Çünkü bu şehirde birlik yok, beraberlik yok, samimiyet yok.
Birbirini yüceltmek yok, el ele vermek yok.
"Birlikte Kırşehir olalım" diyen yok.
Peki, ne var?
Bolca partizanlık var.
"İktidarız" diyen çok ama hizmete gelince ortada yoklar.
Muhalefet desen, laf çok ama icraat yine yok.
Seçilmiş vekiller bir araya gelemiyor.
"Sen iktidarsın, ben muhalefetim" diyerek birbirine zıt duruyorlar.
Devlet kurumları siyasetin gölgesinde eziliyor.
Belediye başkanı ise sadece "maden, maden" diyor.
Sivil toplum örgütleri koltuk sevdasında, partizanlık peşindeler.
İl ve belediye encümenleri rozetle hava atma derdindeler.
Muhtarlar, aldığı maaşla mutlu, başka dertleri yok gibi.
Bu şehirde yaşayan insanlar, gönül vererek şehrine sahip çıkmak istese de, siyasetin gölgesi Kırşehir’in üstünden kalkmıyor.
Kalkınma yok, gelişim yok, yatırım yok.
Seçilmişler köy köy dolaşıyor;
Belediye başkanları festivallerde, sanatçılarla pozlar veriyor.
Ama hiçbiri dönüp de demiyor ki:
"Bu insanlar bana oy verdi, ben neden Kırşehir için çalışmıyorum?"
Çalışanlar da var, elbette hakkını yemeyelim.
Boy boy bakanlarla fotoğraf veriyorlar.
"Şu yatırımı aldık, bu yatırımı alıyoruz" diyorlar ama...
Ortada gerçekten bir şey var mı?
Siz görüyor musunuz?
Ben görmüyorum.
Olmayanı anlatıp hayal dağıtmayın.
Varsa, yaptığınızı açıkça söyleyin.
Bu halkı bu kadar da küçük görmeyin.
Unutmayın, sandık yaklaşıyor.
Bu seçmen size notunuzu verecek.
Ama ne gariptir…
Seçmen defalarca not verdi, pek çok kişiyi gönderdi.
Ne değişti?
Giden arkasına bakmadan maaşını alıp gidiyor, Kırşehir’e selam bile vermiyor.
Seçilmiş olup da Kırşehir’de kalan kaç kişi var?
Seçilenler emekliliğini garantiliyor, ömür boyu "seçilmiş" gibi yaşıyor.
Her dönem Ankara’dan farklı isimler gönderildi bu şehre.
Soruyorum: Hani ne var ortada?
Devlet yatırımları gerçekten varsa, biz mi göremiyoruz?
Yazıyoruz, çiziyoruz...
Şehrin acil sorunlarını, ihtiyaçlarını, önceliklerini haykırıyoruz.
Peki, ne oluyor?
Yine halk seçilmişleri alkışlıyor.
Belki de demeliyiz ki:
Bu halk da böyle seçilmişleri hak ediyor.
Şehre gelen bir vekile hesap sorulmuyor.
"Hoş geldiniz vekilim!" diyerek kuyruğa giriliyor.
"Ne yüzle geldiniz?" diyen yok.
"Yıllar geçti, ne yaptınız?" diye soran dışlanıyor.
Alkışçılar, şakşakçılar oldukça...
Gönül şehri hizmet değil, sadece laf alır.
Yatırım almaz.
Gelişmez.
Bunu da biliniz derim...