Yeni bir eğitim-öğretim yılı başlıyor.

Tatil sona erdi, okullar açılıyor.
Gençler yeniden derslerle, okullarla, öğretmenleriyle buluşacak.
Geleceğin mimarı olacak bu gençler, aynı zamanda eğitimin de lokomotifi.
Veliler için bu dönem her zaman önemlidir.
Çünkü çocuklarının geleceği için ilk adımı atacakları okulun eğitimi, kadrosu ve disiplini çok büyük önem taşır.
Kaliteli okullar her zaman öncelikli tercihtir.
Bugün ilimizde eğitim birçok ile göre daha iyi durumda.
Ancak bu yeterli mi?
Eğitim, sadece bina yapmak, kaynak sunmak, teknolojiyle donatmakla bitmiyor.
Bugün her çocuğun elinde akıllı telefon, evinde internet, bilgisayar var. Okula giderken “serbest kıyafet” uygulamasıyla herkes markalı giyinebiliyor.
Kaynak eksiği yok, ama ders çalışmak istemeyen, okuldan sıkılan, başarısı düşük bir nesil yetişiyor.
Bu çocukların ne hayalleri var ne de idealleri.
Her imkânı sunmak bir çocuğa iyi bir gelecek teminatı sağlar mı? Sanmıyorum.
Çünkü mesele sadece imkân değil; rehberlik, disiplin, ahlak ve ideal aşılamak.
Bugün birçok anne ve baba çalışıyor.
“Çocuklarımız için çalışıyoruz” diyorlar ama onlara ayıracak beş dakikaları bile yok.
O beş dakikayı sosyal medyada harcamak daha kolay geliyor.
Peki, sadece imkân sunmak yeterli mi?
Aileler önce “İyi bir anne baba nasıl olunur?” sorusunu kendilerine sormalı.
Öte yandan, onlarca imam hatip açılıyor ama sonuçta deist bir nesil yetişiyor.
Eğitimin içi boşalmış durumda.
Ahlak, ilim, irfan diyoruz ama bu kavramlar sadece sözde kalıyor. Okullarda ne disiplin kaldı, ne de örnek alınacak öğretmen profili. Öğrencinin kılık kıyafeti karışık, öğretmenin durumu daha da karmaşık.
Bir dönem tüm öğrenciler siyah önlük ve beyaz yaka giyerdi.
Zengin-fakir fark etmeksizin herkes aynı görünürdü.
Bu sadece yoksulluğu perdelemek değil, fırsat eşitliği sağlamak, disiplin kazandırmak ve aidiyet hissi oluşturmak için önemliydi.
59 yıl boyunca kullanılan siyah önlükler, 1989-1990 yılında yerini mavi önlüklere bıraktı.
Bu da 2012’de çıkan “kıyafet serbestliği” kararıyla tarihe karıştı.
Artık üniforma uygulaması okulların inisiyatifine bırakılmış durumda. Ancak bu yıl yeni bir düzenlemeyle tekrar tek tip kıyafet sistemine dönüş yapılacak.
Öğrencilere kıyafet zorunluluğu getiriliyor.
Peki ya öğretmenler?
Bugün okullarda öğretmen mi, sanatçı mı, soytarı mı belli değil.
Saçı bağlı, sakallı, kulağı küpeli erkek öğretmenler…
Mini etekli, abartılı makyajlı kadın öğretmenler…
Bunlar mı gençliği eğitecek?
Eskiden öğretmenin kıyafeti, oturması, kalkması, konuşması bile bir disiplin örneğiydi.
Bugün serbestlik uğruna örneklik kaybolmuş durumda.
Oysa eğitimde kaliteyi artırmak istiyorsak önce öğretmenden başlamalıyız.
Kıyafet değişmekle kalite artmaz.
Önce eğitimin mimarı olan öğretmenlerimize çeki düzen vermeliyiz.
Çünkü öğrenci, öğretmenini örnek alır.
Nesiller, onların elinde şekillenir.