Her zaman derim ki, bir ilin seçilmişlerinin önceliği, seçildikleri şehrin sorunları olmalıdır.
Peki, bizde durum nasıl?
Seçilen başkanlar, parti kimliğini bir tarafa bırakıp, tüm vatandaşların belediye başkanı olmalıdır.
Meclis ve encümen üyeleri, partilisinin, yakınlarının, eşinin veya dostunun işleri için değil; gönül şehirlerinin daha güzel olması için çaba harcamalıdır.
Belediye başkanı, mevcut imkânlardan azami şekilde faydalanarak, hizmet etmenin yollarını aramalıdır.
Belediye, başarılı bir tüccarın işyeri gibidir.
Başkan, belediyesine gelmesi gereken geliri, kuruşuna kadar sağlamalıdır. Harcamalarda ise o kadar hesaplı olmalıdır ki, elindeki paranın tek bir kuruşunu bile boş yere harcamamalıdır.
Halkın, fakirin, yetimin, emeklinin, asgari ücretlinin hakkının olduğunun bilmeli.
İşte o zaman belediyenin parası bereketlenecek ve halkına ve şehrine olan hizmeti artacaktır.
Eğer böyle yapılmaz, belediyenin imkânları yersiz harcanırsa; yapılan işler kısa vadede popüler olabilir ama vatandaşın takdirini kazanmaz.
Başarılı bir başkanın başarılı bir ekibi olmalıdır.
Belediye başkanının yokluğunda, o boşluğu hissettirmeyecek bir Başkan Vekili ve fikir alışverişi yapabileceği, fikir üretebilecek dostları olmalıdır.
Fikrine güvendiği, değişik mesleklerden kişileri bir araya getirerek danışma toplantıları düzenlemeli ve yapılan işler hakkında onların kanaatlerini almalıdır.
Başkan ve görevli ekipleri cadde, sokak, işyerleri, park, bahçe, sosyal alanları denetimlerini, belirli saatlerde yapmalı.
Haksızlığın, yanlışın karşısında görevliler görevinin bilinciyle çalışacak.
Üç, beş kişin çıkarı, menfaati için şehrin halkı gözeden çıkarmayacak.
Oy kaygısı, menfaat, çıkar derdi olmayacak.
Şehrin ana caddelerinde, çirkin görünümler ve düzensiz parklar öncelikli sorunlar arasında yer alacak.
Gönül şehrinde bazı Esnafların duyarsızlığı ve kaldırımda geçen insanları umursamaması hoş bir durum değildir.
İş yerlerinin önünde uygunsuz kapamalar ve yaya kaldırımlarının işgali durdurulmalıdır.
Ayrıca, belli cadde üzerindeki uygunsuz parklar, yaya vatandaşları rahatsız etmektedir.
İş yerinin önünü kapatmış, kaldırımı işgal etmiş, birde dışına tezgâh açmış, yok birde aracını park etmiş ne yaya geçebiliyor nede yolda geçek araçlar bunlar dur denmeli.
Belediye zabıtaları ve trafik polislerinin sorumlulukları gözden geçirilmelidir.
Terme, Ankara, Lise, Yenice Mahallesi ve diğer cadde üzerlerine bir çeki düzen verilmelidir.
Geçenlerde gündem olan ruhsatsız kaldırım üzerindeki kapatmaların yıkılmasına devam edilmesi talep eden vatandaşların sesine kulak verilmelidir.
"Şöyle şenlik yapıldı, şu şarkıcı geldi, yola yoğurt döktü" gibi düşünceler kimsenin aklında olmamalıdır.
Belediye başkanı, bulunduğu şehrin hem annesi hem de babasıdır. Başkan, şehrin tüm sorunlarını çözmeye, dertlere çare olmaya ve kimsesizlerin kimsesi olmaya çalışmalıdır.
Şehrin temizliğine çok önem verilmelidir.
Caddeler, sokaklar temiz ve düzenli olmalıdır.
Belediyecilik, özveri ister.
Yirmi dört saat bir başkana yetmez.
Başkanın gece gündüz, bitip tükenmeyen görevleri vardır.
Başkan, bıkmayacak, usanmayacak, "Yeter!" demeyecektir.
Belediye başkanı bu konuları iyi değerlendirmeleri ve belediye başkanlığında "Halka hizmet, Hakka hizmettir" anlayışını kendilerine şiar edinmeleri dileğiyle.