Ramazan geldi.
Birdenbire memlekete bir hassasiyet çöktü.
Bir ay boyunca “Müslümanlardanım” diyenlerden geçilmiyor ortalık.
Paylaşımlar, mesajlar, iftar programları, ziyaretler.
Ama nedense bu yoğun maneviyat, takvim yaprakları Şaban’ı gösterirken pek ortalarda görünmüyor.
On bir ay boyunca kapısını çalmadığınız insanların evine, Ramazan’da kalabalık bir heyetle gidiyorsunuz.
Önden basın danışmanı, arkadan kamera. Yer sofrasına oturuyorsunuz.
Diz kırıp iki lokma alıyorsunuz. Fotoğraf çekiliyor.
Sosyal medyaya “Gönül sofrasındayız” notu düşülüyor.
Ne büyük tevazu.
Sanki yer sofrasına oturunca yoksulluk bitiyor.
Sanki aynı sofraya oturmak, o sofranın eksikliğini gidermeye yetiyor.
Oysa o evde asıl eksik olan şey sizin diz kırmanız değil;
adalet, istikrar, gelir güvencesi.
Ramazan’da iftar çadırları çoğalıyor.
Her köşe başında bir çadır, her çadırda bir kürsü.
Seçilmişlerimiz protokol masasında.
Mikrofonu kapan konuşuyor. “Halkımızla iç içeyiz.” Zaten sorun da bu cümlede gizli: İç içe olmak bir ayla sınırlıysa, geri kalan on bir ay neyin içindeydiniz?
Yoksulluk mevsimlik bir hadise değil.
Enflasyon oruç tutmuyor.
Kiralar imsakta durmuyor.
İşsizlik teravihle hafiflemiyor.
Ama Ramazan gelince birden merhamet fotojenik hale geliyor.
Sokakta iftarlık dağıtılıyor.
Kamera açık.
Bir çocuğun başı okşanıyor.
Bir yaşlının eli tutuluyor.
Birkaç cümlelik şefkat gösterisi.
Sonra araçlara binilip bir sonraki programa geçiliyor.
Gerçek soru şu: Ramazan’dan sonra o mahalleye tekrar gidiyor musunuz?
Eğer yoksullukla mücadele bütçede öncelik değilse,
eğer sosyal destek sistemli değilse,
eğer gençler umutsuz, emekliler geçinemiyor, çalışanlar ay sonunu getiremiyorsa.!
Yer sofrasında çekilmiş bir kare sadece dekor olur.
Ramazan; nefsi terbiye ayıdır, vitrin düzenleme ayı değil.
Ramazan; paylaşma ayıdır, propaganda ayı değil.
Ramazan; samimiyet ister, sahne değil.
İbadet gösteriş kaldırmaz.
Merhamet reklam sevmez.
Vicdan, takvimle çalışmaz.
Bir ay boyunca garibanın sofrasına oturup, on bir ay boyunca o sofranın neden eksik olduğunu konuşmuyorsanız; orada dindarlık değil, siyasal hesap vardır.
Halk artık görüyor.
Kimin gerçekten paylaştığını,
kimin sadece paylaştığını zannettiğini.
Ramazan bir imtihandır.
Ama sadece açlıkla değil, samimiyetle.
Ve samimiyet, kameraya bakarak yapılmaz.