Savunma sporcularını Öğrenmek Artık Bir Zorunluluktur

Sokak ortasında kadına taciz…
Kaldırımda darp…
Cadde üzerinde bıçaklı saldırı…
Bina içinde elle sarkıntılık…
Genç bir kızın vahşice katledilmesi…
Boşanma aşamasındaki bir kadının, adliye önünde silahlı saldırıya uğraması…
Sevgilisi tarafında katledilmesi…
Bu cümlelerin her biri bir haber başlığı.
Ve ne yazık ki bu ülkede artık istisna değil, gündelik bir rutin.
Toplum olarak en tehlikeli noktadayız: Alıştık.
Şaşırmıyoruz.
Bir gün üzülüp ertesi gün yeni bir habere geçiyoruz.
Alıştık çünkü suç işleyenler yasalardan korkmuyor.
Alıştık çünkü caydırıcılığı olan bir adalet sistemi hissedilmiyor.
Alıştık çünkü kadınlar için sokak, ev, iş yeri, fark etmiyor hatta adliye bile güvenli değil.
Bu gerçeği görmezden gelerek “yasalar var” demek, sahadaki acıyı ortadan kaldırmıyor.
Açık konuşmak zorundayız:
Eğer mevcut sistem kadınları ve çocukları yeterince koruyamıyorsa, sadece devletten medet umarak beklemek çözüm değildir.
Toplum olarak önleyici ve güçlendirici adımlar atmak zorundayız.
Bu yüzden kadınlara ve ailelere açıkça sesleniyorum:
Kendinizi korumayı öğrenin.
Bu çağrı şiddeti teşvik etmek değildir.
Bu çağrı saldırganlık değildir.
Bu çağrı, hayatta kalma refleksidir.
Bugün Türkiye’nin neredeyse her ilinde ve ilçesinde yakın mesafe savunma sporlarını öğreten kulüpler, salonlar ve eğitmenler var. Boks, Taekwondo, Kick Boks, Muay thai…
Bu sporlar “vurmak” için değil; savunmak kaçmak, denge kurmak, saldırıdan kurtulmak ve panik anında doğru tepkiyi verebilmek içindir.
Bu sporları yapan bir kadın mucize yaratmaz.
Ama ne yapacağını bilir.
Donup kalmaz.
Korkusunu yönetmeyi öğrenir.
Ve en önemlisi, saldırgan için “kolay hedef” olmaktan çıkar.
Geçtiğimiz günlerde İzmir’de Kırşehirli genç bir kızın öldürülüşünü tüm ülke izledi.
Katil yaklaşıyor, kız yardım için bağırıyor, çevrede insanlar var ama kimse müdahale etmiyor.
Masun kız çocuğu feryatlar için katlediliyor.
Herkesin zihninde aynı düşünce: “Bana bulaşmasın.”
Bu, bireysel bir vicdansızlıktan çok daha büyük bir toplumsal sorundur. İnsanlar artık kendilerini bile güvende hissetmiyor.
Acı ama dürüst olmak zorundayız:
O genç kız, kendini savunmayı bilseydi belki bugün hayatta olacaktı.
Kesin mi?
Hayır.
Ama şansı çok daha yüksek olurdu.
Bu katiller yasalardan korkmuyor.
Ama karşısında direnç gösteren, bağıran, kaçan, vuran, denge bozan birini gördüklerinde planları bozuluyor.
Çünkü çoğu saldırgan güce değil, kolaylığa güvenir.
Buradan Milli Eğitim Bakanlığı’na da güçlü bir çağrım var:
Okullarda basketbol var, voleybol var, futbol var.
Elbette olsun.
Ama neden temel savunma eğitimi yok?
Neden kız ve erkek çocuklara, en azından kendilerini koruyacak kadar savunma becerileri kazandırılmıyor?
Savunma sporları lüks değildir.
Hayati bir beceridir.
Beden eğitimi derslerine temel savunma eğitimi eklenmeli.
Bu alanda donanımlı öğretmenler atanmalı.
Çocuklara yaşlarına uygun şekilde; mesafe koruma, kaçma, yardım çağırma ve kendini savunma öğretilmelidir.
Ailelere de açık bir çağrım var:
Çocuklarınıza matematik, İngilizce, özel ders aldırıyorsunuz. Gelecekleri için haklı olarak her şeyi yapıyorsunuz.
Ama neden bedenlerini ve canlarını korumayı da aynı ciddiyetle düşünmüyorsunuz?
Savunma sporları okul çağında öğrenildiğinde, insanın hayatı boyunca yanında taşınan bir beceriye dönüşür.
Her gün savunmasız kadınlar ve kız çocukları öldürülüyor.
Masum canlar toprağa düşüyor.
Ve biz sadece “yine oldu” demekle yetiniyoruz.
Artık şunu kabul edelim:
Kadınların yaşaması için sadece yasa yetmez.
Sadece temenni yetmez.
Bireyleri güçlendirmek zorundayız.
Kadınlar yaşasın diye,
Çocuklar korkmadan büyüsün diye,
Savunma sporları bir tercih değil, toplumsal bir zorunluluktur.