ÖZEL HABER

Kırşehir İl Müftüsü Mustafa Tekin: “Secdenin tadına varmak kurtuluşa vesiledir”

Kırşehir İl Müftüsü Mustafa Tekin, Kırşehir Memleket Gazetesi ve Kırşehir Haber 40’a özel yaptığı açıklamada namazın dinin direği olduğunu vurgulayarak, “Dik durmanın adı namaz” ifadelerini kullandı. Müftü Tekin, namazın insanı kötülüklerden alıkoyduğunu belirterek ibadetin ihmal edilmesinin maddi ve manevi olumsuzluklara yol açacağını dile getirdi.

Kırşehir İl Müftüsü Mustafa Tekin, Kırşehir Memleket Gazetesi ve Kırşehir Haber 40 internet sitesine özel yaptığı açıklamada, camiyle ve namazla bağ kurmanın önemine dikkat çekerek, namazın bireysel ve toplumsal hayata etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Müftü Tekin, açıklamasında caminin yolunu bilmemek, cami cemaatine katılmamak, secdenin tadına varamamak ve namazdan, niyazdan uzak bir hayat sürmek gibi davranışların insanı zorluklara, sıkıntılara, maddi ve manevi hastalıklara, günahlara ve nihayetinde kötü sonuçlara sürükleyeceğini ifade etti. Tekin, bu açıklamayı söz konusu yayın organlarına verdiği özel değerlendirmede kamuoyuyla paylaştı.

Müftü Mustafa Tekin’in açıklamaları, namaz ibadetinin İslam’daki yeri ve insan hayatındaki anlamına dair kapsamlı bir çerçeve ortaya koydu. Tekin, namazın yalnızca bir ibadet değil, aynı zamanda insanı ayakta tutan, inancını canlı kılan ve hayatına yön veren temel bir hakikat olduğunun altını çizdi. Açıklamasında “Dik durmanın adı namaz” ifadesiyle namazın, hem manevî hem de ahlaki bir duruşu temsil ettiğini belirten Tekin, Kur’an ve sünnet perspektifiyle namazın önemini vurguladı. Namazın, insanı maddi ve manevi bütün çirkinliklerden ve günahlardan alıkoyan bir ibadet olduğunu ifade eden Tekin, bu konuda ayetlerden örnekler vererek, namazın müminler için vakitlere bağlı olarak farz kılındığını hatırlattı.

“Bu dünyada caminin yolunu bilmemek zorluklara sürüklenmektir”

İl Müftüsü Mustafa Tekin, açıklamasında camiyle ve cemaatle irtibatın kopmasının kişiyi hem manevi hem de toplumsal anlamda olumsuz etkileyeceğini belirtti. Müftü Tekin, namazdan ve niyazdan uzak bir hayat sürmenin zorluklara, sıkıntılara, maddi ve manevi hastalıklara ve günahlara yol açacağını vurgulayarak bu sürecin ağır sonuçlara sürükleyebileceğini dile getirdi.

“Namaz, dinin direği ve Allah’ı anmanın en büyük eylemidir”

Açıklamasında namazın Tevhid inancından sonra en büyük hakikat olduğunu ifade eden Tekin, Tevhid’in anahtarının Kelime-i Şehadet olduğunu belirtti. Namazın ise bu inancı ayakta tutan temel sütunlardan biri olduğuna dikkat çekti. Kur’an ve sünneti incelediğimizde namazın “dinin yarısı, direği, Allah’ı anmak için en büyük eylem, göz aydınlığı ve dik durmanın sembolü” olarak görüldüğünü aktardı.

Müftü Tekin, namazın insanı kötülüklerden alıkoyduğuna dair Kur’an ayetlerine de yer vererek, namazın aynı zamanda kıyamet gününde kişinin ilk hesap vereceği amel olduğunu ifade etti.

“Namaz müminlere vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır”

Tekin, namazın savaş gibi zor zamanlarda dahi terk edilmemesi gerektiğini hatırlatarak, namazın müminlere belirli vakitlere bağlı şekilde farz kılındığını belirten ayeti paylaştı. Bu yönüyle namazın kadın erkek her Müslüman için vakitli ve zorunlu bir ibadet olduğu vurgulandı.

“Toplumsal çözülme ibadetin esası olan namazı terk ile başlar”

Açıklamada dikkat çeken bölümlerden biri de toplumsal boyut oldu. Müftü Tekin, namazın terk edilmesinin beraberinde birçok olumsuzluğu getireceğini ve toplumsal çözülmenin ibadetin esası olan namazın terk edilmesiyle başladığını ifade etti.

“Namaz dikey, zekât yatay ibadettir”

Mustafa Tekin, Kur’an’da namazın 38 yerde zekâtla birlikte zikredildiğini belirterek, bunun hikmetine dair değerlendirmelerde bulundu. Tekin’e göre namaz insanı Rabbine bağlarken, zekât ise topluma bağlayan bir ibadet özelliği taşımaktadır.