ZORUNLU EĞİTİM Mİ ZORUNLU SORUN MU?

Son yıllarda okullardan gelen haberler içimizi yakıyor.

Okul basan, öğretmen darp eden…
Elini kolunu sallayarak okula gelip bir öğretmeni yaralayan, başka bir öğretmeni öldüren…
Sınıflarda öğrenciler arasında kavgalar, bıçaklar, hatta silahların konuştuğu olaylar…
Peki biz nerede hata yapıyoruz?
Öğretmene duyulan saygı ve sevgi her geçen gün azalıyor. Kılık kıyafetten bile kim öğretmen, kim öğrenci, kim veli, kim çalışan belli değil. Disiplin zayıflamış, otorite tartışmalı hale gelmiş durumda. Ama asıl mesele çok daha derinde.
12 yıllık zorunlu eğitim uygulaması, iyi niyetle atılmış bir adımdı. Ancak sahadaki tablo bize şunu gösteriyor: Her çocuk aynı akademik kalıba sığmıyor.
Okumak istemeyen, okul düzenine uyum sağlayamayan, farklı yeteneklere sahip olan ya da psikolojik destek ve özel eğitim gerektiren çocukları tek tip sistemin içinde zorla tutmaya çalışıyoruz. Sonuç ne oluyor?
Öğrenmek isteyen öğrencinin motivasyonu düşüyor.
Öğretmenin otoritesi zedeleniyor. Okul ortamı güvenliğini kaybediyor.
Her çocuk üniversite okumak zorunda mı?Her genç masa başında çalışmak zorunda mı?
Bugün sanayide ciddi bir eleman açığı var.
Çırak yok. Çırak olmayınca kalfa yok.
Kalfa olmayınca usta yetişmiyor.
Buna karşılık diploma sahibi ama mesleği olmayan, iş bulamayan, umutsuz gençlerimiz var.
“Okusun, diploma alsın” denilen gençler bugün iş ve aş derdinde. Kahvehanelerde gelecek kaygısıyla oturan diplomalı gençler görmek kimseyi şaşırtmiyor artık.
Oysa bazı gençlerin eli yatkındır, üretmeye heveslidir, teknik becerisi yüksektir.
Ama biz onları yıllarca sıralarda oturmaya mecbur bırakıyoruz. Okuma sevgisi olmayan bir gence zorla eğitim vermek, ne ona ne topluma fayda sağlıyor.
Bazı çocuklar özel eğitim gerektirir. Bazıları psikolojik destekle güçlendirilmelidir.
Bazıları akademik değil, mesleki alanda parlayacaktır.
Fakat biz hepsini aynı sınıfa koyup aynı başarı ölçütüyle değerlendirmeye devam ediyoruz.
Topluma uyum sorunu yaşayan, davranış problemi olan çocukları da hiçbir ayrıştırma ve destek modeli geliştirmeden, diğer öğrencilerle aynı ortamda tutarak sorunu çözmeye çalışıyoruz.
Bu yaklaşım hem o çocuğa hem de diğer öğrencilere haksızlık değil midir?
Mesleki ve teknik eğitim güçlendirilmelidir.
Sanat okulları ve meslek liseleri cazip hale getirilmelidir.
Zorunlu eğitimin süresi ve yapısı yeniden tartışılmalıdır.
Akademik başarı tek ölçüt olmaktan çıkarılmalıdır.
Özel eğitim ve psikolojik destek mekanizmaları güçlendirilmelidir.Gençleri tek bir yola zorlamak yerine, yeteneklerine göre yönlendirmek zorundayız.Eğitim; herkesi aynı kalıba sokma çabası değil, her bireyin potansiyelini keşfetme süreci olmalıdır.Bugün yaşadığımız sorunlar, belki de yıllardır görmezden geldiğimiz bu gerçeğin sonucudur.Artık şu soruyu cesurca sormanın zamanı gelmedi mi?Zorunlu eğitim mi bizi ayakta tutacak, yoksa doğru yönlendirilmiş bir eğitim sistemi mi?