Gelmekle kalmadın ömrümüzden bir yaş çaldın bizi bir yıl daha yaşlandırdın kim demiş ki yeni yıl gelecek yeni ömürler yeşerecek ömür geriye emel ileriye taşınacak hem de öyle gelecek ki akılları başlarından alacak. Meyhaneler dolu sokaklar dolu kimi bekleyecek Noel baba geleceğe bilmem hangi bacadan girip islere bulanacak simsiyah olacak onu bekleyenler o güzelim elbise simsiyah olmuşken nasıl tanıyacak
Bize ne gerek Noel, Noelciler hiç gelip bizim bayramlarımızı hicri yıl başımızı kutladı mı? Neden Müslümanlar Noel kutlaması inanmayanlara ortak olup onlarla beraber olurlar. Yeni bir yıla, yeni bir yaşa ama yeni bir rezaletin yeri var mı? Sabahlara kadar naraları atıp, resmi görevlileri bekletmek asayişi aksatmak için ne gerekirse yapacaklar.
Yıl başı yılın başı akılları baştan almak içki meyhaneleri doldurmak için mi var? Öyle ise Müslüman ilahı kanunlara uyan Kuranın hükümlerini yerine getirenlerdir. Müslüman sabaha kadar yılbaşı şenliği yapan, daha sonra el açıp helalinden rabbinden isteyen midir? Neden dualarımızda kabul olmaz neden içimizden bir sıcaklık gelmez neden tam kul olamayız hiç düşündük mü bunları içimiz boş dualarımız geçersiz mevsimlerin bereketsiz rahmet yok. Çocuklarımıza sözümüz geçmez olmuş. Büyüklerin yeri yok.
Müslüman bir ülke olmamıza rağmen Hristiyan adeti olan Yılbaşı ve Noel kutlamaları çeşitli kitle iletişim araçları ve sosyal medya aracılığı ile Müslümanlara empoze edilmeye çalışılmaktadır. Dini inançlarımız açısından hoş görülmeyen bu kutlamalar yüce dinimizin yasakladığı alkol, piyango, şans oyunları gibi uygulamalar kumardır ve dinimizce haram sayılmaktadır. Dolayısıyla Müslüman, kimseye özenmez. Bilakis Müslüman, İlmiyle, irfanıyla, yüksek ahlakıyla, yaşam şekliyle herkese örnek olur.
Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz!..” (Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, V, 663) hadisi şerifte buyrulduüu gibi Müslüman bu dünya var, ahiret var . İnanlar için bu bu günahkarlıkla rabbimizin huzuruna nasıl varırız. Bu kadar rezaleti içinde iken nasıl el açıpta yarab ben tertemiz kulunum deriz.
Yine çamlar kesilecek hindiler kesilecek yine rezaletler ayyuka çıkacak. Var mı Müslümanların bayramları kutlamasında böyle bir durum. Var mı kolluk kuvvetlerini sabahlara kadar bekletmek.
Yeni bir yıl gelecek ama neler getirecek. İnsan öyle bir çileler yüklü emeli için nerelere koşuştur. Hep geleceği için yorulur. İnsanın bir emeli bir eceli birde geleceği vardır. Ecelini hiç düşünüp hazırlık bile yapmaz hep emeli için koşar, geleceği için biriktirir. Allah’ın Resulüne zamanında İbni Salebe diye bir sahabe vardı. Fakir tabiri caiz ise kendi yağı ile kavrulan. Aynı zamanda peygamber efendimizin yanından hiç ayrılmayan. Zamanla kalbinden mal hırsı geçti ve mala kavuştu öyle zaman oldu ki onların peşinden koşuşturmadan namazı ve ahiret işlerini hep terk etti. Dünyalığa daldı. Mal hırsı onu her şeyi terk etti zengin oldu ama malının zekatını bile vermek ona zor geldi.
Allah'ın Resulü bir hadisi şerifte "Her ümmetin bir fitnesi vardır. Benim ümmetin fitnesi de mallarıdır." buyurur.
Dünya malının zevki insana öyle cazip gelir ki terki diyar eder her şeyi dalar zevkü sefaya ne günü ne de gecesi belli olur. Bir gün gibi gelir geçer ömür. Şu kısacık ömürde Müslüman kendinin olmayan yılbaşlarını çam ağaçları içki masalarında geçirip onların törelerine ayak uydurmamalıdır. Aile için bir uçurum olan kızlarımızın ve erkeklerimizin barlarda disko denen yerlerde zaman geçirmesi ne kadar abestir. Bizim olmayan şeylere bizim gibi sahip olup nesillerimizi kötülüklerin içerisine itmeyelim. Bizi bizden alıp bir yıl daha ihtiyarlaştıran yeni yıla Müslümana yakışır bir biçimde başlayalım. Sağlıcakla kalın esen olun.