Kırşehirli Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, Kırşehir Memleket Gazetesi ve Kırşehir Haber 40’a yaptığı özel açıklamada, BT Koroner Anjiyografi (Sanal Anjiyografi) hakkında önemli bilgiler paylaştı. Seyfeli, özellikle bu yöntemin kimlere uygulanması gerektiği sorusunu detaylı şekilde yanıtladı.
Prof. Dr. Ergün Seyfeli, BT (Bilgisayarlı Tomografi) Koroner Anjiyografinin kalbin koroner damarlarının non-invazif olarak, hızlı ve ağrısız bir şekilde görüntülenmesini sağlayan ileri bir yöntem olduğunu ifade etti. Bu tekniğin, koroner arter hastalığına yönelik hem tanısal hem de risk değerlendirmesi amacıyla yaygın olarak kullanıldığını belirten Seyfeli, son yıllarda teknolojik gelişmelerle birlikte yöntemin çözünürlük ve doğruluk oranlarının önemli ölçüde arttığını vurguladı.
Bilimsel araştırmalara göre BT koroner anjiyografinin, özellikle koroner arter hastalığı şüphesi bulunan düşük ve orta riskli bireylerde güvenilir sonuçlar sunduğunu dile getiren Seyfeli, bu yöntemin yüksek duyarlılık ve özgüllük oranlarıyla dikkat çektiğini ifade etti. Avrupa Kardiyoloji Derneği ve Amerikan Kardiyoloji Derneği gibi uluslararası kılavuzlarda da bu yöntemin, özellikle atipik göğüs ağrısı şikayetiyle başvuran ve klasik anjiyografi gereksinimi olmayan kişilerde ilk tercih olarak önerildiğini söyledi.
Seyfeli, BT koroner anjiyografi ile ilgili yapılan geniş kapsamlı çalışmalarda yöntemin koroner arter hastalığını saptamadaki duyarlılığının yüzde 95’e, özgüllüğünün ise yüzde 83’e kadar ulaştığını belirtti. Ayrıca bu yöntemin negatif ön tanı değerinin yüzde 99 gibi oldukça yüksek seviyede olduğunu ifade eden Seyfeli, test sonucunun normal çıkmasının ciddi damar tıkanıklığı olmadığını gösterdiğini vurguladı. Bu durumun özellikle düşük ve orta riskli hastalarda gereksiz anjiyografi işlemlerinden kaçınılmasına önemli katkı sağladığını dile getirdi.
Radyasyon maruziyeti açısından da değerlendirmelerde bulunan Seyfeli, BT koroner anjiyografide bu değerin ortalama 1-5 mSv civarında olduğunu, geleneksel anjiyografide ise genellikle 7 mSv’ye kadar çıkabildiğini söyledi. Kontrast maddeye bağlı yan etkilerin BT yönteminde yüzde 0,5 ile 1 arasında değiştiğini, invaziv anjiyografide ise bu oranın yüzde 2’ye kadar çıkabildiğini belirtti.
Prof. Dr. Ergün Seyfeli, bu yöntemin uygulanmasının önerildiği durumları da sıraladı. Buna göre; koroner arter hastalığı açısından düşük ve orta risk grubunda yer alan ve klinik olarak hastalıktan şüphe edilen bireyler, tipik olmayan göğüs ağrısı şikayeti bulunan hastalar, stres testi veya benzeri yöntemlerle kesin tanı konulamayan kişiler, normal anjiyografi gerektirmeyen ancak detaylı değerlendirme istenen hastalar, ailesel koroner arter hastalığı öyküsü bulunan bireyler ve cerrahi müdahale öncesinde koroner anatomisinin değerlendirilmesi gereken hastalar bu yöntem için uygun gruplar arasında yer alıyor.
Bununla birlikte yöntemin her hasta için uygun olmayabileceğine de dikkat çeken Seyfeli, ileri derecede damar kalsifikasyonu olan yaşlı bireylerde, ciddi ritim bozukluğu bulunan hastalarda ve böbrek fonksiyonları bozulmuş kişilerde görüntü kalitesinin azalabileceğini ve kontrast madde kullanımının risk oluşturabileceğini ifade etti. Ayrıca düşük de olsa radyasyon maruziyeti bulunduğunu belirterek özellikle gençler ve gebelik planlayan bireylerde dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.
Sonuç olarak BT koroner anjiyografinin, hastanın klinik durumu, risk faktörleri ve bilimsel kılavuzlar doğrultusunda doğru kişilerde uygulandığında etkili, hızlı ve güvenli bir tanı yöntemi sunduğunu belirten Seyfeli, her birey için uzman doktor değerlendirmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Bu yöntemin, koroner arter hastalığının erken tespiti ve yönetiminde önemli kolaylıklar sağladığını sözlerine ekledi.