Ramazan Ayı (2)

Ramazan ayı bereketlerin doruğa ulaştığı Müslümanların birbirleri ile sevapta yarıştığı şeytanı Aleyhillanenin zincirlere vurulduğu ibadetlerin çoğaltıldığı camilerimizin dolup taşıdığı gönüllerin feth edildiği bir aydır

İstiklal marşı şairimiz Akif’in de dediği gibi" Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım hangi çaldın bana zincirleme vuracakmış şaşarım." Müslümanın görevi Yaradana kul olmak O'na daha fazla yaklaşmak için ibadetlerini çoğaltmak. Günahlardan kaçınmakla olur. Bu ayda yani Ramazan’ı şerif ayında şeytanlar hapsedilir zincire vurulur. Onu zincire vuran kulun ibadeti ve rabbine yakınlığı ile olur. Kul bu ayda orucunu tutarsa ibadetlerini yapar haramlardan sakınır. Rabbini zikreder ise o şeytan denen melun Müslümanı yolundan saptırma şöyle dursun Müslümanın yanına yaklaşamaz. Böylelikle zincire vurulur.
Kul ibadetlerini yapmadığı zaman ise sen o iblisi nasıl hapsedersin. Gene o seni hapseder. Kul bu ayda oruç ibadetini yerine getirir. İbadetlerini çoğaltır. İyi ve güzel olanı yaparsa o iblis zincirle bağlanır
Ramazan ayının ilk gecesi girince şeytanlar ve cinlerin şerli olanları zincire vurulur. Cehennem kapıları kapatılır ve hiçbiri açılmaz. Cennetin kapıları açılır ve hiçbiri kapanmaz. Sonra bir münadi (melek) şöyle seslenir: ‘Ey hayır isteyen! İbadet ve kulluğa gel! Ey şer dileyen! Günahlarından vazgeç; Allah’ın (bu ayda) ateşten azat ettiği nice kimseler vardır ve ramazan boyunca her gece böyle devam eder." (Tirmizi, Savm, 1.)
Üç ayların girmesiyle birlikte “Allah’ım! Recep ve şaban aylarını bizim için bereketli eyle ve bizi ramazana ulaştır.” ne güzel bir dua dua bu ayda dualar çoğaltılır zikirleri artar iyilikler çoğalır yardımlaşma çoşku içinde geçer. İnsanlar birbirleri ile yardımlaşma içine girer. Bu ay öyle güzelliklerle dolu dolu geçer Kul kendisini daha çok Yaradana bağlar. Yaradana yar olur. Yine bu ayda açlığın susuzluğun ve yokluğun kıymetini bilinir. Oruç sadece nefsini tutmak nefsine frenleme değil frenlenen nefsi terbiye etme ayıdır. Nefsini aç bırakıp iftardan sonra kahvehane köşelerinde oyunları eğlence ile sahura kadar beklemek değil sahur ile iftar arasındaki vakitleri en güzel şekilde değerlenmektir. Ya değilse Rabbin bizim açlığımızda ihtiyacı yoktur. Hem oruçlu hem de orucunu bir Müslümana neler verdiğinin muhasebesini yapmaktır.
Mecnuna sorarlar senin aşık olduğun Leyla bu mu leylayı çirkin görürler. Siz ona benim gözümle bakın der. İnsan sevdiğine aşık ile bağlanır onun sevgisi Onu hapseder. Görmez olur etrafını aşk gözlerini görmez eder onun esiri olur. Bu ayda kulda yaratana daha çok yaklaşarak zamanını kul olarak ona bağlar. İnanan rabbine el açar kul olmak yakın olmak için namazını kılar orucunu tutarsa imkanlar ölçüsünde diğer ibadetlerini de yerine getirir. Kalbi ile bağlanır aşık olur sevdiğine kulluk görevini yerine getirmek için çalışır. Demez ki benim dualarım neden kabul olmuyor. Kabul olmuyorsa eksikliğini hatalarının nerede olduğunu arar.
Oruçlunun ağız kokusu Allah indinde misk kokusu kadar güzelse yapılan ibadetlerin her birisinin ayrı ayrı kokusu ve güzellikleri vardır. Her ibadet ayrı güzellik ve değer katar. Kul yaşadıkça kulluk görevini yerine geçirdikçe mutlu olur. Kuranı kerimde " Artık siz beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, bana nankörlük etmeyin! "buyurur. Yaratılan kul yaratana devamlı muhtaçtır. İhtiyaçlarını duaları ile yakarışları ile yaratana anlatır.
Kul olmak kolay kolay mı bir insan nasıl kimse karnını doyurmak için birtakım çalışmalar yapıp rızkını kazanmak için çeşitli çareleri baş vurur. Dünya malı için ömrünü harcar malına mal sermayesine sermaye katmak için çareler arasa. Kulda rabbine çeşitli ibadetlerle yaklaşır. Namazla oruçla haçla zekayla sünnet nafile ibadetlerini ile. Rabbine yaklaşarak kulluk görevini yerine getirir. Bununla birlikte yaratılan Allaha kulluk borcunu ödemek için zikrini duasını yaparak yerine getirir. "Zikir, Mümin kalplerin neşesi, ıstıraplı gönüllerin huzur kaynağıdır; "Bilin ki, kalpler ancak Allah'ın zikriyle huzur bulur" (Rad, 13/28)'' ayetinde buyrulduğu gibi, manevi huzura açılan kapının anahtarıdır.
Allah cc.nin yarattığı her şeyi Onu zikreder de kul bunu fareden. Sallanan çöpler uçan tozlar esen yeller, yağan yağmur ve karlar uçan kuşlar sürümden havyanlar kısacası her varlık rabbini zikreder. Bir diğer ayeti kerimede mealen "Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru." (Al-i İmran Suresi, 191)
Yaratılan her şey Onu anar kul olmak kulluk görevini yerine getirmek için çalışır.
Allah’ı zikreden kulluk görevini yerine getirenler mutlaka cennetle müjdelenenlerdir. Elbette bununla birlikte asi olanlarda olacaktır. Kim ne işlerse Muhakkak karşılığını görecektir. Allah, kimin göğsünü İslam'a açmışsa, artık o, Rabbinden bir nur üzerinedir, (öyle) değil mi? Fakat Allah'ın zikrinden (yana) kalpleri katılaşmış
olanların vay haline. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler." (Zümer Suresi, 22)
Gününü camilerde güzel yerlerde Kuran tilaveti ile geçirenlerle kahvehane köşelerinde oyun masalarında geçirip yaratana kul olmak kolay mı?