MASAL

Bir varmış bir yokmuş ömür bir masal bir hikâye bazen de bir hayal aleminde gezer.

Bazen aleme sığmaz hep benim dersin bazen küçülür küçülür erirsin. Zaman denen zaman seni içine öyle alır ki bir un değirmeni gibi öğütür. Yorar seni koşarsın oradan oraya atılır mal mülk sepete yapılan kadardır uğraşları. Bir gün biter bir gün hayal olur. Bazen cırcır böceği gibi saz çalmakla geçer zaman Bazen alem içinde dolaşırsın seyyah gibi hiç bilmeden geçer zaman ne ahlar ne varlar ne keşkeler hiç derman olmaz sana.
Öyle geçer zaman ki bazen inlerken çaresizlik içinde bir an bir yıl olur. Bazen sevinçle dolar için nasıl geçtiğini bilmezsin. İşte öyle geçer zaman. Bilmeden farkında olmadan. Alır seni senden. Sen senliğini bilmezsin. İşte öyle geçer zaman. Bazen soğuk bir havada pencereden bakar gibi bazen dereden su akar gibi geçer zaman. Farkında bile olmazsın. Her halükârda geçer zaman. Bazen ferman dinlemez gönül Bazen sel olup coşar ikisini de yenemezsin. Seni senden alıp öyle geçer zaman. Nerde dersin yetiştirip büyüttüklerim. Pencereden bakar gibi sessiz kimsesiz geçer zaman.
Ne baharı belli olur ne yazın alır seni sam yeli gibi. Boşuna bekleme limanı. Hayat bu yana rüzgârın savurduğu bir kağıt parçası gibi savrulur rüzgârın etkisi ile sahasına bir kuytu yere varıp yanaşmak ister bir liman misali. Bazen içinde kopar fırtınalar giremezsin bile limana sürükler seni bataklığa alıp götürür seni senden. İnsan bir varmış bir yokmuş masal gibi ömrünü tamamlar sevenleri arkasından bakakalır. Ömür bu kadar kısa hayat bir masaldan ibarettir. Ya yedi başlı dev misali caniliklerin anlatılır. Ya da hazreti Ali misali katıldığın cenklerin ikisi de seni hatırlayıp seni anlatır. Biri cennetini süsler biri cehennem ateşini körükler. Bir bakarsın ki yol uzak sonu gözükmez yürür çabalar ahireti unutur dalarsın dünyanın güzelliklerine uğraş verirsin unutursun ahireti dalarsın dünyanın malına. Kafanı dönersin ki ahlar varlar görürsün her şeyin boş olduğunu. Bu alem böyle bir şey götürüyorlar sal ağacı ile. Ne gidenler geri geliyor ne görenler ibret alıyor. Oysaki alem bir masal gözün gördüğü her yer ibretlik. Ama insan bu ya kimi arsız kimi nursuz. Doymuyor ki dünyanın malına. Sanki bir gün bırakıp gideceğini bilmiyor.
Çanakkale savaşını bir top mermisi ile bitiren seyit komutanı dile bizden ne dilersen derken seyit komutanım dünya malı istemem karnım bir ekmekle doymuyor iki de çok deyip ertesi gün uğradığında aklın başına karnın doyunca geldi. İste şimdi de istersen verilecek dediğinde. Seyit komutanım kardeşlerim bir dilim ekmekle doymazken ben iki dilim ekmeği yiyemem ekmeğimi geri bire düşürün dediğinde bizler ise birer seyit olarak dünyanın malına doymayan sözümüz. Dünya için
kanaatsız nasıl oluruz. Seyyit de dünyaya verilirken kabul etmeyen seyitler bize birer örnek olmalı. Üç şey seni korur ana baba kardeş. Onlara sahip ol ana. Dünya bir masaldan ibarettir. Çalış çabala koş hayat bu bir varmış bir yokmuş. İyilerle ol ki iyilerle anıların geldik gidiciyim ne kalmaya çare ne derde derman olamayız. Bir ay gibi haftanın günlerini birer birer gelip gittiği gibi. Bir gün gibi yok olup bir yıldız gibi kayacağız. Kim nasıl göçtü ise öyle anılır.
Dünya kadar malın olsa da karnını doyuranda aynı olacaktır. Bir masal misali bir varmış bir yokmuş olacak. Öyle bir alem ki bir değirmen misali gelen gidiyor hiçbir kalan yok hancıda yolcuda aynı hanı bekleyen biraz zengin yola giden ücretli varılacak yüklenecek sal ağacı aynı. Allah cc. ne güzel yaratmış insanı her yanı ibretlik dolu. Kuş tüyü yataklarda. Sonsuz rızıklar. Geriye şükürden başka ne var ki. Uğraş didin boş kalan var mı sabaha. Sağlıcakla kalın esen olun.