Kırşehir Memleket Gazetesi köşe yazarı Zafer Çam, Londra’daki Strand Lane “Roma Hamamı” izlenimlerini paylaşarak Kırşehir’de kapanan Terme ve Karakurt kaplıcalarını hatırlattı.
Kırşehir Memleket Gazetesi köşe yazarı Zafer Çam, Londra seyahati kapsamında kaleme aldığı anı yazılarına devam ediyor. Çam, bu kez İngiltere’nin başkentinde turistlerin çoğu zaman fark etmeden geçtiği, dar bir sokakta saklı kalan dikkat çekici tarihi bir yapıyı gündeme taşıdı: Strand Lane Roma Hamamı.
Londra denilince akıllara ilk olarak Big Ben, Buckingham Sarayı ve kırmızı telefon kulübeleri gelse de, Zafer Çam’ın ifadesiyle şehrin sokak aralarında Roma döneminden izler taşıyan sürpriz duraklara rastlamak mümkün. Çam, Westminster’a birkaç dakikalık yürüme mesafesinde bulunan bu küçük yapı üzerinden, kültürel mirasın korunması konusuna da önemli bir vurgu yaptı.
“MODERN LONDRA’DAN KOPUP GEÇMİŞE GİDİYORSUNUZ”
Çam’ın aktardığına göre Strand Lane’deki hamam, ilk bakışta küçük ve mütevazı görünse de, atmosferiyle ziyaretçisini adeta geçmişe taşıyor.
Tarihi dokunun korunmuş olması, loş ışık, taş duvarlar ve nemli hava ile birlikte hamamın, şehrin gürültüsünden uzak bir “tarih molası” sunduğunu belirten Çam, hamam merkezinde yer alan dikdörtgen havuzun doğal yer altı kaynağıyla beslendiğinin söylendiğini kaydetti.
Suyun sıcaklığının da yaklaşık 48 derece olarak ifade edildiğini paylaşan Çam, bu ortamda vakit geçirmenin insanda yüzyıllar önce aynı sularda arınan insanların hayalini kurdurduğunu belirtti.
BATH ŞEHRİYLE KIYASLADI: “KÜÇÜK AMA ETKİLEYİCİ”
Zafer Çam, Strand Lane’deki bu hamamı İngiltere’nin batısında bulunan ve Roma döneminin en güçlü izlerini taşıyan yerleşimlerden biri olarak kabul edilen Bath şehri ile de kıyasladı.
Çam, Bath’taki görkemli Roman Baths yapılarının daha büyük ve ünlü olduğunu ancak Strand Lane Hamamı’nın sadeliğiyle ayrı bir değer taşıdığını dile getirdi. Kalabalık turist gruplarından uzak, kısa ama güçlü bir keşif imkânı sunan bu durak için Çam, Londra’ya gidecek olanlara “klasik rotaların dışına çıkın” çağrısında bulundu.
Bath kentinin Roma dönemine uzanan geçmişi ve bugün hâlâ dünya çapında bilinirliğe sahip bir tarih ve kültür destinasyonu olması, İngiltere’nin miras koruma anlayışını da gözler önüne seriyor.
KIRŞEHİR MESAJI: “BİZ YANI BAŞIMIZDAN AKAN ŞİFALI SUYU KAPATTIK”
Zafer Çam’ın yazısında en dikkat çeken bölüm ise Londra’daki hamam izleniminin ardından yaptığı Kırşehir karşılaştırması oldu.
Çam; Kırşehir denilince kaplıca ve şifalı su kültürünün ilk akla gelen yerlerden birinin Terme olduğunu, bir diğer önemli değerin de Karakurt Kaplıcaları olduğunu hatırlattı. Ancak Çam, bugün gelinen noktada bu şifalı su kaynaklarının artık geçmişteki gibi değerlendirilemediğini vurgulayarak şu mesajı verdi:
“Bin yıllık tarihi koruyan İngiltere, biz yanı başımızda akan kaplıcayı kapatıyoruz. Kaplıca bir şifa; kıymetini bilenler için…”
Bu değerlendirmesiyle Çam, bir yandan İngiltere’de mirasın nasıl korunduğunu örnek gösterirken diğer yandan Türkiye’de özellikle Anadolu’da bulunan tarihî ve doğal değerlerin korunması konusunda daha güçlü bir hassasiyet gerektiğine işaret etti.
Öte yandan İngiltere’deki kaynaklarda Strand Lane “Roman Baths” için, uzun yıllar Roma döneminden kaldığı düşünülse de yapının aslında 1612’de bir sarnıç/depoya bağlı su yapısı olarak inşa edildiği ve daha sonra 1770’lerde soğuk dalış hamamı (cold plunge bath) şeklinde kullanıldığı bilgisi yer alıyor.
Ancak Çam’ın yazısında da vurguladığı gibi, yapı bugün hâlâ Londra’nın en ilginç, en “gizli” ve en çok merak uyandıran tarih duraklarından biri olma niteliğini koruyor.