LİDERLERDE TATLI ATIŞMALAR YOK ARTIK

Siyasette çekişme, eleştiri, karşı tarafı suçlama ve hatta karalama hep olur.

Ancak medeni ülkelerde bu bir üslup içindedir ve söylenen sözler ne kadar ağır olursa olsun siyasetçiler bir gün birbirlerinin yüzüne bakacak hali bulacakları ölçüde hırçınlaşırlar.
Bu kural ülkemizde son yirmi iki yıldır pek uygulanmıyor.
Özellikle siyasette rekabetçi bir diyaloğu tümüyle ortadan kaldırmış durumda.
Örneğin geçmişte en çok eleştirilen ve dolayısıyla eleştirilere aynı tonda cevap veren isimlerden biri Süleyman Demirel’di.
Bugün hayatta olmayan, ancak Türk siyaset tarihine damgasını vuran  Süleyman Demirel’in kendi üslubuna has şahsına mal olmuş güzel sözlerinden bahsedeyim istedim.
”Türkeş Türk çocuğu, Ecevit halk çocuğu, Erbakan Müslüman çocuğu, biz o... çocuğu muyuz?
Bana Türkiye’nin durumunu bir kelimeyle anlatın derseniz "iyidir" derim.
İki kelimeyle anlatın derseniz "iyi değildir" derim.
Bize plan değil, pilav lazım.
Dünkü güneşle bugünkü çamaşır kurutulmaz.
Aslana hüviyet sorulmaz demişler.
Kimlik taşımam.
Ege bir Yunan gölü değildir.
Ege bir Türk gölü de değildir.
Binaenaleyh, Ege bir göl de değildir.
Galibiyetin sahibi çoktur, mağlubiyetin sahibi yoktur.
Yenilgi yetimdir.
İcabı olup olmadığı tartışılabilir.
Ama icabı varsa feminizm fevkalade güzel bir şeydir.
Mizah bir yumruktur, ne zaman kime vuracağı belli olmaz.
Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz.
Memlekette petrol vardı da şerbet yapıp biz mi içtik?
Yağmur yağarken "ben ıslanmam" diyemezseniz.
Devlet bazen rutinin dışına çıkabilir.
Bulut buluttur, bulutun akı da buluttur garası da, binaenaleyh, üzerine konuşmaya değmez.
Elektriğin komünisti olur mu? Yazın biz Bulgaristan'dan elektrik alıyoruz.
Kışın Bulgaristan bize elektrik veriyor.
Dün dündür, bugün bugündür.
Yollar yürümekle aşınmaz.
Kavağa balık çıkar mı?
Tamam, Kürtlere kötü davranıyoruz da, sanki Türklere iyi mi davranıyoruz."
Camiye siyaset girerse ibadet kalmaz, mahkemeye siyaset girerse adalet kalmaz."
İktidarın değişeceğini anladığı gün trafik polisinin bile tutumu değişir.”
39 yaşında Başbakan oldum.
Ana muhalefet lideri İnönü'ydü.
Yeminle söylüyorum; onunla görüşmeye giderken dizlerim titrerdi.
Ben alt tarafı Çoban Sülü.
O ise Garp Cephesi kumandanı, Cumhuriyet'in İkinci Adam’ıydı."
Seçimlerden %50 oy alarak başbakan olan Süleyman Demirel, meclisin ilk günü meclis binasında İsmet İnönü ile karşılaşır.
İnönü kendisine, "Meclisin kaç merdiveni var Süleyman biliyor musun?" diye sorar.
Demirel cevap verir; "Bilmiyorum..."
Beklemediği bir soru karşısında cevapsız kalan Demirel, bu durum karşısında içten içe bozulmuştur.
Birkaç gün sonra mecliste yeniden İnönü'nün yanına giden Demirel kulağına eğilerek; "Efendim, meclisin 220 merdiveni var!" der.
Kime saydırdın?
Diye sorar İnönü.
Demirel; "Bizzat ben saydım efendim!" der ve bunun üzerine İnönü'den tarihi bir söz duyar; "Bak Süleyman, lider odur ki zor işlerle uğraşsın.
Lider basit işleri kendi yapmaz.
Bak mesela ben meclisin kaç merdiveni olduğunu bilmiyordum.
Sana saydırdım..."
Ee ne diyelim bizde Dün dündür, bugün bugündür.”
Bugün siyasetin içinde tatlı atışmaları unuttuk.