Bu yapılar arasında tarihî ve mimari açıdan özel öneme sahip camiler, kiliseler, sinagoglar, türbeler ve ziyaretgahlar yer almakta olup, her biri hem dini hem de kültürel açıdan değer arz etmektedir. Söz konusu mekânlar yalnızca ibadet amacıyla kullanılmakla kalmayıp, aynı zamanda Azerbaycan’ın tarih boyunca farklı medeniyetlerle etkileşimini yansıtan somut kültürel miras unsurları olarak dikkat çekmektedir. Halkın manevi yaşamında merkezi bir rol üstlenen bu yapılar, toplumsal aidiyet ve kültürel kimliğin pekiştirilmesine de katkı sağlamaktadır.
Azerbaycan coğrafyası, tarih boyunca farklı dini geleneklerin bir arada varlık gösterdiği bir alan olmuştur. İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik başta olmak üzere çeşitli dini inanışların izleri, ülke genelinde açık biçimde gözlemlenebilmektedir. Müslüman topluluklara ait ibadet mekânları, özellikle camiler, özgün mimari özellikler taşımakta ve Selçuklu, Safevi ve çağdaş Azerbaycan mimari üsluplarını yansıtmaktadır. Örneğin, Şirvanşahlar Camii ve Şamahı Cuma Camiisi, hem tarihî hem de dini açıdan yüksek önem arz eden örneklerdir. Türbeler ve ziyaretgahlar ise, halkın manevi bağlılığını somutlaştırmakta ve bölgenin tarihî süreçlerine ışık tutmaktadır.
Bunun yanı sıra, Azerbaycan’da Hristiyan ve Yahudi topluluklarının ibadet mekânları da dikkate değerdir. Kiliseler ve sinagoglar, ülkenin dini çeşitliliğini ve tarihî sürekliliğini yansıtarak, farklı dönemlerdeki sosyo-kültürel etkileşimlere tanıklık etmektedir. Ortodoks ve Katolik kiliseleri başta Bakü, Gence ve Şamahı olmak üzere çeşitli şehirlerde konumlanmakta ve ülkenin Hristiyan mirasının önemli temsilcileri olarak değerlendirilmektedir. Yahudi topluluklarına ait sinagoglar ise, yalnızca ibadet alanı olarak değil, aynı zamanda kültürel merkez işlevi görerek, Azerbaycan’daki Yahudi kültürünün sürekliliğini ve toplumsal entegrasyonunu yansıtmaktadır.
Tüm bu dini yapılar, kültürel turizm açısından da önemli bir değer taşımaktadır. Yerli ve yabancı ziyaretçiler, bu mekânları ziyaret ederek Azerbaycan’ın çok dinli ve çok kültürlü geçmişini deneyimlemekte, aynı zamanda mimari ve tarihî zenginlikleri yakından inceleme imkânı bulmaktadır. Modern Azerbaycan’da söz konusu yapılar, restorasyon ve koruma çalışmalarıyla gelecek nesillere aktarılmakta olup, ülkenin hoşgörülü ve çok kültürlü toplumsal yapısının somut birer göstergesi olarak önemini muhafaza etmektedir.
Bunlardan biri de Kutsal Mür Taşıyıcıları Katedralidir. Bu kilise 1909 yılında Bakü’de inşa edilmiş ve yerel tarihi bir anıt olarak kabul edilmiştir. Aynı zamanda kilise, Bakü piskoposluğunun merkezi olmuştur. Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nun 2 Ağustos 2001 tarihli ve 132 sayılı kararı ile kilise, yerel öneme sahip taşınmaz tarih ve kültür anıtları listesine dahil edilmiştir. Kilisede şu anda Ortodoks inancına sahip inananların ihtiyaçlarını karşılamak üzere dört rahip ve üç diyakoz görev yapıyor. Kilisenin başrahibi Başrahip Dionisi Sveçnikov’dur. Kutsal Mür Taşıyıcıları Katedrali, 1908-1909 yıllarında Bakü’de Fyodor Verjbitski’nin tasarımına dayanılarak inşa edilmiştir. Kilise, 1901 yılında Çarlık Rusyası İnşaat Komisyonu tarafından onaylanan askeri tapınaklar tarzında yapılmıştır. Çarlık Rusyası döneminde toplam 64 adet askeri tarzda kilise inşa edilmişti. Bakü’deki bu kilise, 262. Salyan Piyade Alayı’nın komutası altında inşa edilmiş ve askeri personelin manevi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hizmet vermiştir.
Azerbaycanlı iş insanı Hacı Zeynalabdin Tağıyev de kilisenin inşasına maddi destek sağlamıştır. Kilisenin açılışına dönemin önde gelen siyasi ve dini şahsiyetleri katılmış, bunlar arasında Rus Çarı’nın Kafkasya Valisi Illarion Vorontsov-Daşkov da bulunmaktaydı. Kilisenin ilk kaydedilen adı “Başmelek Mikail” olarak geçmektedir. 1890’dan 1914’e kadar kilisenin papazı, tabur ve sonrasında alay papazı olarak Ioann Vissarionoviç Liadze görev yapmıştır. 10 Nisan 1910’da, 262. Salyan Piyade Alayı’nın eski komutanı Tümgeneral Meçislav Konstantinoviç Valter ve alay mensuplarının naaşları kilise bahçesine törenle defnedilmiştir.
Sovyetler dönemiyle birlikte Azerbaycan’da dine karşı uygulanan politikalar kapsamında birçok cami, kilise ve sinagog eğitim amaçlı kurumlara dönüştürülmüş ve dini yapılar yağmalanmıştır. Bu dönemde Kutsal Mür Taşıyıcıları Katedrali de ibadete kapatılmış ve çatısındaki haçlar kaldırılmıştır. Kiliseye giren bolşevikler ile papazlar arasında çıkan tartışmalarda kilisenin rahibi, hırsızların altın ikona ve şamdanları çalmasını engellemeye çalışırken vurulmuştur. Daha sonra kilise binasında Kızıl Ordu askerleri için bir askeri ev kurulmuş, 1970 yılında ise bina harita deposu ve ardından spor salonu olarak kullanılmıştır. 20 Ocak 1990’daki Kanlı Ocak olayları sırasında iki mermi kilisenin çatısına isabet etmiş, bu nedenle çatısı tamamen çökmüş, zemin hasar görmüş ve duvarlar çatlamıştır. Azerbaycan bağımsızlığını yeniden kazandıktan sonra kilise 1991 yılında Rus Ortodoks Kilisesi’nin kontrolüne geçmiştir.
27 Mayıs 2001 tarihinde Azerbaycan’ı ziyaret eden Moskova ve Tüm Rusya Patriği II. Aleksi, bu tapınağı kutsal ilan ederek büyük bir katedral kilisesi statüsü vermiştir. Bakü’de Mikail Başmelek adına başka bir kilise bulunması nedeniyle kilisenin adı Kutsal Mür Taşıyıcıları Katedrali olarak değiştirilmiştir.
Kilise, Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nun 2 Ağustos 2001 tarihli ve 132 sayılı kararıyla yerel öneme sahip taşınmaz tarihi ve kültürel anıtlar listesine dahil edilmiştir. 2001 yılında Moskova’da yaşayan hayırsever ve Tüm Rusya Azerbaycan Kongresi Başkan Yardımcısı Aydın Gurbanov’un mali desteğiyle kilisede restorasyon çalışmaları başlatılmıştır. Bu süreçte oyulmuş taştan bir ikonostas dikilmiş ve duvar resimleri yapılmıştır. Mimar Elçin Aliyev, 2002 yılında kilisenin restorasyon projesindeki katkılarından dolayı Rus Ortodoks Kilisesi tarafından Radonej Aziz Sergius Nişanı ile ödüllendirilmiştir.
Restorasyonun tamamlanmasının ardından kilise, 24 Mart 2003’te açılmıştır. Açılış törenine Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev, Kafkas Müslümanları Başkanı Şeyhülislam Hacı Allahşükür Paşazade ve Moskova ve Tüm Rusya Patriği II. Aleksi katılmıştır. Kilisenin restorasyonuna verdiği destekten dolayı Aydın Gurbanov, 1. derece Kutsal Prens “Daniel Moskovski” Nişanı ile onurlandırılmıştır.
Nisan 2003’te Konstantinopolis Patriği I. Bartholomeos, Kutsal Mür Taşıyıcıları Katedrali’ni ziyaret ederek Bakü’nün göksel koruyucusu olan Havari Bartholomeos’un kalıntılarının bir kısmını Azerbaycan Ortodoks Hristiyanlarına bağışlamıştır.
Haziran 2005’te Katedral, Tüm Gürcistan Katolikos-Patrik II. İlya tarafından ziyaret edilmiş, Eylül 2005’te ise Rus Ortodoks Kilisesi Patriği II. Aleksi tarafından tekrar ziyaret edilmiş ve Katedraldeki ana şapel kutsanmıştır. 15 Kasım 2013 tarihinde, kilise arazisinde devlet desteğiyle inşa edilen Bakü ve Azerbaycan Piskoposluğu Ortodoks Dini ve Kültür Merkezi açılmıştır. Törene Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev katılmıştır.
19 Ağustos 2024’te ise Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Rusya Federasyonu Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, Kutsal Mür Taşıyıcıları Katedrali’ni ziyaret ederek kiliseye anma hediyeleri sunmuşlardır.
Bugün Katedral, sadece Bakü ve Azerbaycan Ortodoks topluluğu için değil, aynı zamanda ülkenin dini-mirasını ve kültürel zenginliğini dünyaya tanıtan önemli bir merkez olarak hizmet vermektedir. Ziyaretçilerine tarihi, mimari ve manevi değerleri bir arada sunan Kutsal Mür Taşıyıcıları Katedrali, Azerbaycan’ın çok kültürlü ve çok dinli yapısının somut bir örneği olarak günümüze ulaşmıştır. Katedral, mimari açıdan zarif detayları, ihtişamlı ikonaları ve renkli vitray pencereleriyle hem ibadet edenler hem de sanat ve tarih meraklıları için özel bir çekim merkezi oluşturur.
Katedralin tarihî önemi, sadece yapıldığı dönemle sınırlı değildir; aynı zamanda Azerbaycan’ın tarih boyunca farklı dinlere ve kültürlere gösterdiği hoşgörünün de simgesidir. Yapının restorasyon çalışmaları ve korunması, ülkenin kültürel mirasa verdiği önemi göstermektedir. Ziyaretçiler, Katedralin kutsal atmosferi içinde manevi bir yolculuğa çıkarken, aynı zamanda Azerbaycan’ın dini çeşitliliğini ve tarihî dokusunu da deneyimleme fırsatı bulurlar. Ziyaretçiler, burada hem manevi hem de kültürel bir deneyim yaşayarak, ülkenin tarih boyunca sahip olduğu çok dinli ve hoşgörülü toplum yapısını daha iyi kavrayabilmektedir.