Cuma Suresi 5. Ayet, bu türden derinlikli bir uyarı taşır:
“Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir.
Allah’ın ayetlerini inkâr eden topluluğun hâli ne kötüdür!
Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.”
Bu ayet, sadece Yahudilere yahut geçmiş kavimlere değil, bugün bize de çok şey söylüyor.
Çünkü Kur’an’la yükümlü tutulmuş bir ümmet olarak biz de aynı sorumluluğun altındayız.
Kur’an sadece başımızın üzerinde taşıyacağımız, duvarlara asacağımız, mezarlarda okuyacağımız bir metin değildir.
Kur’an, yaşanmak için gönderildi.
Ama bugün, ne yazık ki toplumun büyük bir kısmı Kur’an’ı sadece “bilgi” olarak biriktiriyor.
Sevap kazanacağım diye hatimler indiriyor.
Ayetler ezberleniyor, meal ve tefsir kitapları raflarda tozlanıyor, ama hayatımızdaki dönüşüme gelince derin bir sessizlik hâkim.
Oysa Bakara Suresi 44. ayette, bize çok net bir ikaz var: “Siz Kitap’ı okuyup durduğunuz hâlde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz?
(Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?”
Bugün sosyal medyada, sohbetlerde, kürsülerde sürekli din konuşuluyor, ahlâk, adalet, iyilik, haram-helal anlatılıyor.
Ama iş, bu söylediklerimizi kendi nefsimizde yaşamaya geldiğinde ciddi bir tutarsızlık göze çarpıyor.
Kur’an, hayatın rehberi olmaktan çıkartılıp sadece “okunacak kutsal bir kitap” hâline getirildiğinde, işte o zaman “kitap yüklü eşeğe” benzetilen durum ortaya çıkar.
Çünkü o eşek, sırtında taşıdığı kitapların ne anlam taşıdığını bilmez.
Bugün biz de, Kur’an’ı anlamadan okur, öğrettiğini yaşamadan savunur, ayetleri sadece başkasına okur da kendimize uygulamazsak, aynı tehlikenin içindeyiz.
Düşünelim…
Kur’an, sadece okunsun diye mi indirildi?
Yoksa yaşansın, bireysel ve toplumsal hayata yön versin diye mi?
Eğer biz, bu kitabı sadece “bilgi” olarak taşıyıp hayatımıza geçirmiyorsak, o zaman Kur’an’ın bizi tanımladığı şu ifadeden kaçmamız zor olur:
“Allah onları kahretsin! Nasıl da haktan sapıyorlar!” (Tevbe, 30
Bugün Kur’an’a olan bağlılık, onu ne kadar okuduğumuzla değil, ne kadar yaşadığımızla ölçülür.
Evet, Kur’an okuyalım.
Ama daha da önemlisi, Kur’an’la amel edelim.
Zira sadece bilgiyle yetinen ama yaşantısıyla onu inkâr eden bir toplumun akıbeti, Allah’ın ayetlerinde apaçık bir şekilde bildirilmiştir.
Ya kitabı gerçekten yüklenip hakkını vereceğiz, ya da sadece yük taşıyan ama hedeften habersiz bir varlığa dönüşeceğiz.
Seçim bizim…