KIRŞEHİR’İN GELECEĞİ İÇİN ARTIK BEKLEMEK YETMEZ!

Kırşehir’e devlet yatırımları istiyoruz…

Ama artık bu sadece bir istek değil, bir zorunluluktur.
Çünkü bu talep, Kırşehir’in geleceğini, bu topraklarda yaşayan insanların kaderini yeniden yazacak bir adımdır.
Hızlı tren hattı sadece ulaşımı kolaylaştırmayacak; Kırşehir’i çevre illerle, sanayiyle, ticaretle, kültürle buluşturacaktır.
Bu şehir, Anadolu’nun kalbinde bir kavşak noktası olmayı hak ediyor.
Bugün Kırşehir, ekonomik olarak durağan bir dönem yaşıyor.
Gençler göç ediyor, yatırımcılar ilgisiz, iş insanları kararsız.
Neden?
Çünkü şehre umut verecek büyük bir yatırım, güçlü bir geniş görüşlülük yok.
Oysa biliyoruz ki, bir şehre hayat veren sadece yollar ya da binalar değildir; o yolların nereye çıktığı, o binalarda kimlerin üretim yaptığıdır.
Kırşehir’in potansiyeli var — sanayisiyle, tarımıyla, ticaretiyle, eğitimiyle...
Ama bu potansiyel yıllardır bekliyor.
Çünkü iktidarlar için Kırşehir, bir üretim merkezi değil, bir oy deposu gibi görülüyor.
Devletin yatırımlarında bu şehrin adı hep listelerin sonunda kalıyor.
Peki neden?
Neden Ahi Evran’ın, Hacı Bektaş Veli’nin, Yunus Emre’nin mirasına sahip bu gönül şehri; neden ahilerin yurdu, ozanların diyarı Kırşehir, hakkını alamıyor?
Neden her seçimden önce verilen sözler, seçimden sonra unutuluyor?
Artık susmanın, beklemenin zamanı geçti.
Kırşehir halkı, siyasilerden sadece seçim döneminde selam bekleyen bir topluluk değil, hesap soran, proje isteyen, geleceğini talep eden bir halk olmalıdır.
Ahi şehrine, ozanlar diyarı gönül şehrine gelen, siyasiler sadece güzel sözler söylemekle yetinmemeli; “Kırşehir için ne yapacağız?” sorusuna da somut cevap vermelidir.
Bu şehir, bin yıllık bir kültürün taşıyıcısıdır.
Bu şehir, Anadolu’nun vicdanıdır.
Ve bu şehir, hak ettiği değeri almak zorundadır.
Bugün Kırşehir’i geleceğin güçlü Anadolu şehirlerinden biri yapmak için bir fırsat var.
Hızlı trenle, çift yönlü yollarla, organize sanayi bölgeleriyle, eğitim ve teknoloji yatırımlarıyla…
Kırşehir sadece tarihsel mirasıyla değil, ekonomik ve kültürel gücüyle de yeniden ayağa kalkabilir.
Ama bunun için önce bir irade, sonra da bir cesaret gerekiyor.
Artık “Kırşehir’e yatırım” demek bir lütuf değil, bir görevdir.
Bu şehir, devletin arka bahçesi değil; Anadolu’nun ön cephesidir.
Kırşehir’in geleceği için hareket zamanı!
Sessiz kalmak, geride kalmak demektir.
Kırşehir, artık hak ettiğini istiyor söz değil, yatırım!
Seçimde seçime verilen laflara değil şehrinde yatırımları görmek istiyor.