Kırşehir’de Zaman Sustu, Şiir Konuştu

Bazı geceler vardır; yaşanır ve geçmez, insanın içinde kalır.

Aralık ayının soğuğuna rağmen, Neşet Ertaş Kültür Sanat Merkezi’nin Aşık Said Salonu’nda Kırşehir, şiirin sıcaklığında buluştu. O akşam şehir konuşmadı, şiir konuştu. Salon tıklım tıklımdı. Bu kalabalık yalnızca bir yoğunluk değildi; bilinçli bir ilgi, güçlü bir coşku ve dikkatle dinleyen bir topluluktu. Kırşehir Kent Konseyi tarafından düzenlenen “Zamansız Şiirler” dinletisi, şiirin hâlâ insanları ortak bir duyguda birleştirebildiğini açık biçimde gösterdi.

Salonun atmosferi ilk andan itibaren farkını hissettirdi. Mum ışıkları, sahneye yerleştirilen hazan yaprakları ve dingin bir düzen, şiirin zamana karşı direncini simgeliyordu. Müfit Göçen’in öncülüğünde hazırlanan bu programda kelimeler süslenmedi, anlamlarıyla yer aldı. Sahne sırası bana geldiğinde, “Ateş Böcekleri” kitabımdan “80’lere Özlem” şiirimle dinleyicilerin karşısındaydım. Salonda derin bir sessizlik oluştu. Zaman durdu, dikkat tek noktada toplandı. Geçmişin naif günlerini, çocukluk heyecanlarını ve içimizde sakladığımız değerleri dizelere bırakırken, dinleyicilerin bakışlarında ortak bir duygunun karşılığını görmek mümkündü.

Şiir bazen budur.

Uzun uzun anlatılamayanı tek bir dizeye sığdırabilmektir.

O sahnede yalnızca şiirler okunmadı; hayatın kendisi yer aldı. Sahnede büyükten küçüğe, hayatın içinden gelen herkes vardı.

Yaşı, yolu ve sesi ne olursa olsun, şiirle buluşan herkes aynı bütünün parçasıydı. Engelli bireyler sahnedeydi, gençler oradaydı, yılların birikimini taşıyanlar da. O akşam kimse dışarıda kalmadı. Herkes, şiirin tam içindeydi.

Şenol Dönmez’in “Vur” şiirindeki sitem, Ebru Yanar’ın “Sessiz Gemi”sindeki derin hüzün, Mehmet Baran’ın dizeleriyle yapılan içsel yolculuk ve Birgül Ay ile zaman üzerine düşünüş salonda güçlü karşılıklar buldu. Doğan Ünal insan onurunu hatırlattı, Ebru Özköroğlu hayalleri görünür kıldı. Halit Bulut’un “Aşkın Adı Sensin”i, Elifsu’nun “Eylüldü”süyle mevsimler yer değiştirdi. Selma Ekici’nin “Dağ Rüzgarı”, Atilla Doğancı’nın “Şeyma”sı, Döndü Çetin’in haykırışı ve Tolga Kalıpçı’nın dizeleriyle bu anlamlı gece tamamlandı.

Bu buluşma, şiirin birleştirici gücünü bir kez daha ortaya koydu.

Bu gecenin hazırlanmasında emeği geçen herkese ve özellikle böyle bir programı Kırşehir’e kazandıran Kırşehir Kent Konseyi’ne içten teşekkür ediyorum. O akşam Kırşehir yalnızca bir şehir değildi; sayfaları dolu, canlı bir şiir kitabıydı.

Bir sonraki mısrada, bir sonraki zamansız buluşmada yeniden görüşmek dileğiyle.