KIRŞEHİR’DE ODA SEÇİMLERİ

Dedikodular ve Hoşgörü Sınavı

Son günlerde Gönül Şehri Kırşehir’in ana gündem maddesi esnaf ve sanatkâr odalarının başkanlık seçimleri oldu.
Şehrimizin yapısı gereği bu seçimler sadece sandıkta kalmıyor; sokakta, kahvede, dükkânda ve en çok da sosyal medyada konuşuluyor.
Yok CHP’li belediyenin desteklediği adaylar kaybetmiş.
Selahattin başkanın gösterdiği adaylar kazanmış.
Oda seçilmişlerinin açıklamaları hoş sözler değil.
Gündemiz bu mu olmalı yoksa bu şehri birlikte nasıl kucaklarız.
Çünkü Kırşehir küçük bir şehir. Herkes birbirini tanıyor.
Eşi dostu, akrabası, köylüsü, yakını aşireti derken neredeyse herkesin bu seçimlerle bir bağı var.
Oda seçimleri esnafın kendi iradesiyle yaptığı tercihlerdir.
Esnaf sandığa gitmiş, oyunu kullanmış ve başkanını seçmiştir.
Bu işin doğasında rekabet vardır. Kazanan olur, kaybeden olur.
Ancak bu rekabetin sonunda kalıcı olması gereken şey kırgınlıklar değil, dostluklar olmalıdır.
Ne yazık ki seçimlerin ardından sosyal medyada hoş olmayan bir dilin hâkim olduğu görülüyor.
Aday oda başkanlarına yönelik hakaretler, ima yoluyla yapılan suçlamalar ve belediye başkanı üzerinden yürütülen dedikodular gündemi meşgul ediyor.
“Mesaj verdik”, “kaybettirdik” gibi söylemler ise bu süreci adeta bir siyasi mücadeleye dönüştürme çabası gibi algılanıyor.
Oysa esnaf odaları siyaset üstü kurumlardır ve bu dil ahilik geleneğine yakışmamaktadır.
Belediye başkanının desteklediği adayın kaybetmiş olması üzerinden yapılan açıklamalar da ayrı bir rahatsızlık yaratmaktadır.
Belediye başkanının işin seçilmişi seçilmiş oda başkanları da esnafların temsilcisi.
Birlerini kırmadan daha sevgi dolu sözlere ihtiyacı olan bir iliz.
Bu durum ne bir zafer hikâyesi ne de bir rövanş konusu olmalıdır. Esnafın iradesi üzerinden polemik üretmek, Kırşehir’e ve Kırşehir esnafına haksızlıktır.
Ahi şehri Kırşehir hoşgörünün, edebin ve saygının merkezidir. “Sen-ben” kavgası yerine ortak paydamız Kırşehir olmalıdır. Herkesin tercihi farklı olabilir; herkes aynı adaya oy vermek zorunda değildir.
Asıl erdem, farklı tercihlere saygı gösterebilmektir.
Adayları destekleyenler hor görülmemeli, ötekileştirilmemelidir. Tam aksine, bu şehrin birer değeri olarak görülmelidir. Unutulmamalıdır ki hoşgörünün hâkim olduğu şehirler büyür, kalkınır.
Birbirini aşağılayan, itip kakan anlayış ise sadece ayrışmayı derinleştirir.
Seçimler sona ermiştir.
Kazanan başkanlara hayırlı olsun. Kaybedenler de bu şehrin onurlu insanlarıdır.
Şimdi yapılması gereken, geçmişi kurcalamak değil; birlik, beraberlik ve sağduyu içinde Kırşehir için çalışmaktır.
Ahi Evran’ın mirasına yakışan da budur:
Birlik, saygı ve hoşgörü.