☰
✕

KENDİ KENDİNİ YİYEN ŞEHİR

Kırşehir Bu Hasetle Nereye Kadar?

Kırşehir Bu Hasetle Nereye Kadar?

Hani deriz ya.

Kırşehir ne çekiyorsa hasetçilerin hasetliğinden çekiyor.

Ankara’ya, Mersin’e, Samsun’a eşit mesafede, Anadolu’nun tam kalbinde bir şehir düşünün. Lojistik avantajı var, yetişmiş insanı var, potansiyeli var…

Ama gelin görün ki Organize Sanayi Bölgemiz yıllardır yerinde sayıyor. Açılan fabrikalar birer birer kapatılıp depoya dönüştürülüyor; ilimize ayak basan yatırımcı bin pişman olup arkasına bakmadan kaçıyor.

Peki, Kırşehir’e neden yatırımcı selam vermiyor?

Dışarıdan bir düşman mı var?

Hayır. Eskilerin dediği gibi: “Demiri kendi pası çürütür.”

Biz Kırşehir olarak ne çekiyorsak, neyi kaybediyorsak kendi içimizdeki hasetten, fesatlıktan ve bitmek bilmeyen dedikodudan kaybediyoruz.

Ağaç kurdu misali; bu çekememezlik içten içe düşüncelerimizi kemiriyor, gerçekleri karartıyor, gören gözlerimizi kör ediyor.

İçimizdeki bu müzmin hastalık öyle bir seviyeye ulaştı ki, “Bende yoksa onda da olmasın” mantığı Kırşehir’in geleceğini ipotek altına alıyor.

İlimize bir çivi çakan, istihdam sağlayan, aş veren yatırımcıya baş tacı yapıp teşekkür etmemiz gerekirken; destek olmak yerine köstek oluyoruz.

Bir dizi olayı dile dolayıp, “dedi ki, dediydiler” ile laf taşıyarak insanların arasını açıyor, memlekete yatırım yapacak insanı şehirden soğutuyoruz.

Seçilmişlerde hasetlik diz boyu.

Aynı siyasi parti seçilmişleri sen ben kavgasında oldukça.

Seçilmiş bir daha seçilmek için ben dedikçe.

Sonuç mu?

Gençlerimiz işsizlikten göç etmeye devam ediyor.

Şehrimiz gelişeceğine, komşu illerin gerisinde kalarak kendi kabuğuna çekiliyor.

Birbirimize kinlenmekten, taraf olmaktan ve insanları çürütmekten başka hiçbir işe yaramayan bu huyumuz, ne bireysel ne de toplumsal olarak tek bir yaramıza merhem olmuyor.

Yatırımcıya sahip çıkmamak, Kırşehir için hiç de hoş olmayan bir kartvizit oluşturuyor.

Artık şapkamızı önümüze koyup düşünme zamanı geldi de geçiyor.

Şehrimizin gelişmesi, Kırşehir’in ileri şehirler arasında yer alması tamamen bizim elimizde.

Bu memlekete taş üstüne taş koyan herkesin karşısında değil, sonuna kadar yanında durmak zorundayız.

Ne zaman ki bu hasetliği, fesatlığı ve dedikodu kültürünü bir kenara bırakırız; işte o zaman tek bir vücut, gerçek bir "Kırşehir" oluruz. Unutmayalım; biz birbirimizi yedikçe kazanan başkaları, kaybeden ise her defasında Kırşehir oluyor.