Savaşın baronları şampanya patlatırken, insanlık kendi kanında boğuluyor.
Amerika ve İsrail’in on yıllardır bir ur gibi büyüttüğü saldırganlık politikaları, bugün dünyayı sadece bir krizin eşiğine değil, topyekûn bir uçurumun kenarına itmiş durumda. İran üzerinden kurgulanan bu gerilim, artık stratejik bir hamle değil; küresel bir ekonomik soykırımdır.
Ortada gizlenemez, makyajlanamaz bir hakikat var: Bu kirli tezgâhın faturasını, tetiği çekenler değil, sofrasındaki ekmeği çalınan milyarlarca masum ödüyor.
Okyanus ötesinden askeri satranç hamleleriyle tansiyonu körükleyen Amerika ve bu kanlı oyunun sahadaki en pervasız uygulayıcısı İsrail…
Dünyanın dengesini bozup, enerji hatlarını birer bomba düzeneğine çevirdikten sonra utanmadan soruyorlar: “Dünya neden bizim yanımızda değil?”
Cevap çok net ve bir o kadar tokat gibi: Çünkü dünya, sizin egonuzun çıkardığı o devasa yangının içinde yanıyor!
Kendi ellerinizle tutuşturduğunuz cehennemde, insanlığın size alkış tutmasını bekleyemezsiniz.
Bu küresel eşkıyalığın en ağır bedelini Türkiye gibi dirençli ama hedefteki ülkeler sırtlanıyor.
Petrol fiyatlarının 78 lirayı aşması sadece bir istatistik değil; bir babanın akşam eve götüreceği ekmeğin küçülmesidir, üreticinin toprağa küsmesidir, ulaşımın lüks hale gelmesidir.
Petrol sadece bir yakıt değildir; ekonominin şah damarıdır.
Siz o damarı sıktığınızda, aslında bir halkın nefesini kesiyorsunuz. Bugün Türkiye’deki ekonomik daralmayı sadece iç sebeplerle açıklamaya çalışmak, büyük resmi görmezden gelmektir.
Pazardaki her zam, mutfaktaki her yangın, aslında okyanus ötesinde alınan kanlı kararların birer yansımasıdır.
Daha da mide bulandırıcı olan, "medeni" dünyanın bu vahşet karşısındaki sağırlığıdır.
Küresel sistem, üç-beş lobinin çıkarlarına teslim olmuş, iradesini ipotek altına aldırmıştır.
Herkes bekliyor.
Herkes korkak bir sessizliğe bürünmüş durumda.
Şunu unutmayın: Güç, karşısında bir set görmediğinde daha da vahşileşir.
Bugün yaşanan tam olarak budur; durdurulmayan zorbalık, her geçen gün daha da arsızlaşıyor.
Tablo karanlık ama çaresiz değil. Amerika ve İsrail’in saldırganlığına, İran’ın kırılgan enerji kozuna sıkışmış bir dünya, kendi felaketine koşuyor demektir.
Eğer dünya bu organize kötülüğe karşı tek bir yumruk olmazsa; eğer Müslüman coğrafyası bu parçalanmışlıktan, bu "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" uyuşukluğundan uyanmazsa, bugünkü krizler yarın yaşanacak büyük çöküşün sadece fragmanı olacaktır.
Vakit, şikâyet etme vakti değil; bu kanlı kadehleri masada parçalama vaktidir!