Ergün Seyfeli**, Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı ve Kırşehirli hemşehrimiz olarak, dünya genelinde ve Türkiye’de giderek artan hipertansiyon vakalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Seyfeli, erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde görülen hipertansiyonun, çoğu zaman belirti vermeden ilerlemesi nedeniyle fark edilmediğini belirterek, erken teşhis için düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını vurguladı. Açıklamalar, toplumda farkındalık oluşturmak ve hipertansiyonun yol açabileceği ciddi sağlık sorunlarına dikkat çekmek amacıyla yapıldı.

Hipertansiyonun, dünya genelinde en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ergün Seyfeli, yaklaşık bir milyardan fazla insanın bu hastalıkla yaşadığını ifade etti. Tansiyonun, kanın damar duvarına uyguladığı basınç olarak tanımlandığını belirten Seyfeli, 120/80 mmHg’nin altındaki değerlerin normal kabul edildiğini, 140/90 mmHg’nin üzerindeki değerlerin ise hipertansiyon olarak değerlendirildiğini söyledi. 120/80 ile 140/90 mmHg arasındaki değerlerin ise “artmış kan basıncı” ya da “hipertansiyon adayı” olarak tanımlandığını belirtti.

Kaman Devlet Hastanesi 2025’te 246 bin 672 hastaya hizmet verdi
Kaman Devlet Hastanesi 2025’te 246 bin 672 hastaya hizmet verdi
İçeriği Görüntüle

Hipertansiyon Çoğu Zaman Belirti Vermiyor

Prof. Dr. Seyfeli, hipertansiyonun teşhisi kolay olmasına rağmen sıklıkla gözden kaçan bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Özellikle tansiyonu yüksek olan hastaların yaklaşık yarısının, hipertansiyon hastası olduğunun farkında olmadığını ifade eden Seyfeli, bunun en önemli nedeninin hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü şikâyetlerinin bulunmaması olduğunu dile getirdi. Hipertansiyonun belirgin bir şikâyeti olmamasına rağmen, hastaların genellikle baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı, çabuk yorulma ve halsizlik gibi yakınmalarla kardiyoloji polikliniklerine başvurduğunu belirten Seyfeli, en sık dile getirilen baş ağrısının bile hastaların yalnızca yaklaşık yüzde 30’unda görüldüğünü söyledi. Bu baş ağrısının daha çok enseden başlayıp öne doğru yayılan zonklayıcı tarzda olduğunu ifade etti. Özellikle daha önce tansiyon hastası olmayan kişilerde ani tansiyon yükselmeleri veya stres kaynaklı yükselmelerde baş ağrısının daha sık görülebildiğini belirten Prof. Dr. Seyfeli, bu duruma bulantı, kusma ve nefes darlığının da eşlik edebileceğini aktardı. Ancak baş ağrısının olmamasının hastaları yanıltmaması gerektiğini vurgulayan Seyfeli, düzenli tansiyon ölçümünün erken teşhis açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

Hangi Yaşta, Ne Sıklıkla Ölçüm Yapılmalı?

Prof. Dr. Ergün Seyfeli, tansiyon takibine ilişkin yaş gruplarına göre önerilerde de bulundu. Genel olarak 18 yaşını geçtikten sonra iki yılda bir tansiyon kontrolü yapılmasının faydalı olacağını belirten Seyfeli, 40 yaşından sonra ise yılda en az bir kez tansiyon ölçümü yaptırılması gerektiğini ifade etti. Ailesinde hipertansiyon öyküsü bulunan bireylerin ise 18–40 yaş arasında yılda bir kez tansiyonlarını kontrol ettirmelerinin önemine dikkat çekti.

Hipertansiyon Hangi Organlara Zarar Veriyor?

Hipertansiyonun en çok kalp ve damar sistemini etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Seyfeli, kontrolsüz tansiyonun kalp krizi, kalp yetmezliği ve aort damarında anevrizma olarak adlandırılan balonlaşmalara yol açabileceğini söyledi. Beynin de hipertansiyondan olumsuz etkilenen önemli organlardan biri olduğunu belirten Seyfeli, tansiyon hastalarının önemli bir bölümünün felç tablosuyla karşılaşabildiğini ifade etti. Böbreklerin de hipertansiyondan ciddi şekilde etkilendiğini dile getiren Seyfeli, böbrek yetmezliğinin diyalize kadar gidebilen ağır sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Ayrıca gözlerde oluşabilecek hasarların, ileri aşamalarda görme kaybına ve körlüğe kadar varabildiğini söyledi.

Doğru Tansiyon Ölçümü Hayat Kurtarıyor

Prof. Dr. Ergün Seyfeli, doğru tansiyon ölçümünün en az ölçümün kendisi kadar önemli olduğuna dikkat çekerek, ölçüm sırasında uyulması gereken kuralları ayrıntılı şekilde paylaştı. Ölçüm öncesinde en az 5 dakika dinlenilmesi, son 15–30 dakika içinde sigara, kahve veya egzersiz yapılmamış olması gerektiğini belirtti. Ölçüm sırasında kolun kalp seviyesinde desteklenmesi, uygun manşonlu cihaz kullanılması ve tercihen dirsekten manşon bağlanan dijital tansiyon aletlerinin seçilmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca ölçüm sırasında konuşmanın, ayak ayak üstüne atmanın ve kol üzerindeki sıkı giysilerin tansiyon değerlerini yanlış ve yüksek gösterebileceğini belirten Seyfeli, ölçümlerin mümkünse günün aynı saatlerinde ve aynı cihazla yapılmasının sonuçların karşılaştırılabilirliği açısından faydalı olacağını vurguladı.