Çünkü bir süre sonra çalmak “hak”, talan etmek “siyaset”, kayırmak ise “bizden olana vefa” diye pazarlanır. İşte çürüme tam da burada başlar.
İhale masasında hak, adalet liyakat değil sadakat aranır.
“Ahşap çavuş partili” diye dosya uzatılır, imza atılır.
Devletin imkânı, milletin vergisi, yetimin hakkı; bir kalem darbesiyle eşe dosta devredilir.
Sonra çıkıp buna hizmet denir.
Yakınlara iş bulunur.
Makamlar pay edilir.
“Bu bizim partiden” cümlesi, anahtar gibi kapıları açar.
Yıllarca emek verip bekleyenlerin önüne bir gecede torpilli listeler düşer.
Ve buna da kader denir.
En acısı ne biliyor musunuz?
Kürsüye çıktıklarında adaletten haktan ahlaktan hukuktan dem vururlar.
Kimi Atatürkçü olur kimi İslamcı.
Aynı eller Ramazan gelince en ön safta saf tutar.
En gösterişli iftar sofraları kurulur. En büyük bağışlar kameralar önünde yapılır.
Fakire uzatılan yardım kolisi, haram servetin üstüne örtülen bir perdeye dönüşür.
Oysa hakikat apaçıktır: Haram mal, sadakayla aklanmaz.
Kul hakkı, gösterişli bağışlarla silinmez.
Haksız yere alınan her kuruşun sahibi vardır.
O para, hakkına girilen insanlara iade edilmeden temize çıkmaz. Servetin kaynağı kirliyse, üzerine inşa edilen her hayır işi o kiri taşıyacaktır.
Hem haramla saltanat süreceksiniz hem üç beş koli dağıtıp vicdan rahatlatacaksınız, öyle mi?
Bu, yarayı pansumanla gizleyip hastalığı inkâr etmektir.
Bir de düşük ücretle çalıştırdıklarınız var.
“Şükretsinler” diyerek sefalete mahkûm ettikleriniz…
Alın terini ucuzlatıp kâr hanenizi büyüttükleriniz…
Bu da başka bir hırsızlıktır: Emek hırsızlığı.
Masada imza atanla atölyede ter döken arasındaki uçurum büyüdükçe adalet değil, öfke birikir.
Unutmayın: Ne fakirin duası ne hac ne umre ne yaptırılan kurslar ne cami inşaatları; kirli kazancı pak eder.
Temizlik, haramı sıfırlamakla başlar. Helale yönelmeden, hakkı sahibine vermeden, saltanattan vazgeçmeden arınma olmaz.
Toplumun hafızası sandığınız kadar zayıf değil.
Vicdan sandığınız kadar suskun değil.
Ve adalet, gecikse de yok olmaz.
Haramla büyüyen düzen, bir gün kendi ağırlığı altında çöker.
Haktan, adaletten, ahlaktan uzak yönetimler yok olur
Çünkü temeli çürük olan hiçbir saltanat sonsuza kadar ayakta kalmaz.