GÜNDEM

“Doğa Tarihi Müzesi, düşünen insanlara Yaratanı hatırlatıyor”

Kırşehir Memleket Gazetesi Köşe Yazarı Zafer Çam Londra Anılarını Paylaştı

Kırşehir Memleket Gazetesi köşe yazarlarımızdan Zafer Çam, Londra gezisine dair izlenimlerini gazetemizle paylaşarak, özellikle Londra Doğa Tarihi Müzesi’nin (Natural History Museum) kendisinde bıraktığı derin etkiyi kaleme aldı. Çam, müzenin yalnızca bir gezi noktası değil, aynı zamanda doğanın büyüklüğünü ve yaratılış mucizesini hissettiren eşsiz bir merkez olduğunu vurguladı.

Zafer Çam, Londra’ya yolu düşen herkesin Doğa Tarihi Müzesi’ni mutlaka ziyaret etmesi gerektiğini ifade ederek, “Müzeleri seviyorsanız bu müze listenizin en üst sıralarında olmalı. Düşünen insanlara Yaratanı ve yaratıcıyı hatırlatıyor. Her bir canlının yoktan yaratılışa şahit olmaktasınız” dedi.

80 MİLYONDAN FAZLA NUMUNE… TARİHİN KALBİNDE BİR YOLCULUK

Her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan Doğa Tarihi Müzesi’nin etkileyici büyüklüğüne dikkat çeken Çam, müzenin tarih öncesi çağlardan günümüze uzanan 80 milyondan fazla numuneye ev sahipliği yaptığı bilgisini paylaştı.

Müzenin kapılarını ilk kez 18 Nisan 1881 tarihinde açtığını aktaran Çam, hikâyesinin ise 1753 yılına kadar uzandığını belirtti. Çam, müzenin yalnızca sergileriyle değil, mimarisiyle de ziyaretçileri büyülediğini ifade ederek şunları kaydetti:

“Daha içeri adımınızı atar atmaz sadece sergiler değil, binanın kendisi de sizi etkisi altına alıyor. Mimari detaylarıyla adeta başlı başına bir sanat eseri.”

DEV SALON, DEV İZLENİM: MAVİ BALİNA İSKELETİ KARŞILIYOR

Zafer Çam’ın aktardığına göre müzenin girişinde yer alan dev salon, ziyaretçileri adeta içine çekiyor. Uzun yıllar boyunca burada sergilenen ve müzenin simgesi hâline gelen ‘Dippy’ adlı 26 metrelik Diplodocus iskeletinin, günümüzde yerini gerçek bir mavi balinaya ait dev iskelete bıraktığını belirten Çam, şu ifadeleri kullandı:

“Daha ilk anda insan kendini doğanın büyüklüğü karşısında oldukça küçük hissediyor.”

RENKLERLE AYRILMIŞ BÖLÜMLER: GEZMESİ DÜZENLİ, KEŞFİ KEYİFLİ

Çam, Doğa Tarihi Müzesi’nin renklerle ayrılmış tematik bölümleri sayesinde ziyaretçilerine oldukça düzenli ve keyifli bir gezi imkânı sunduğunu anlattı.

MAVİ ALAN (BLUE ZONE): DİNOZORLARIN DÜNYASI

Dinozorlar, memeliler, balıklar, sürüngenler ve insan biyolojisinin bu alanda yer aldığını belirten Çam, özellikle dinozor galerisinin sadece çocukların değil “içindeki çocuğu kaybetmeyenlerin” de favorisi olduğunu dile getirdi. Bu alanda ayrıca gerçek boyutlarında bir mavi balina modelinin bulunduğunu da aktardı.

YEŞİL ALAN (GREEN ZONE): FOSİLLER VE BÖCEK KOLEKSİYONLARI

Fosiller, mineraller ve rengârenk böcek koleksiyonlarının yer aldığı bu bölümün doğanın çeşitliliğini yakından görmek isteyenler için oldukça etkileyici olduğunu ifade etti.

KIRMIZI ALAN (RED ZONE): DÜNYA’NIN OLUŞUMU VE DEPREMLER

Dünya’nın oluşumu, insan evrimi, volkanlar ve depremler gibi konuların interaktif anlatımlarla sunulduğu bu alanın ise hem eğitici hem de eğlenceli olduğunun altını çizdi.

“SADECE MÜZE DEĞİL, CANLI BİR ANSİKLOPEDİ”

Doğa Tarihi Müzesi’nin “sadece gezilip çıkılacak” bir yer olmadığını vurgulayan Zafer Çam, burayı dünyanın hikâyesini anlatan canlı bir ansiklopedi olarak nitelendirdi. Müzenin insana doğaya karşı hayranlığı artırdığını ve onu korumanın önemini hatırlattığını belirten Çam, sözlerini şu çağrıyla tamamladı:

“Kısacası Londra’da gezilecek müzeler arasında Doğa Tarihi Müzesi’ni listenize eklemeden dönmeyin. Hem büyükler hem de çocuklar için unutulmaz bir deneyim sunuyor.”