ÇOK İŞİM VAR DİYENLER

Hiç kimse vazgeçilmez değildir.
Mezarlıklar kendini vazgeçilmez sanan insanlarla dolu.
Şehirlerin girişlerinde ve çıkışlarında, mahalle içlerinde kabristanlar varmış.
Bugün birçokları kaldırılmış başak yerlere taşınmış.
Şehirler göç aldığında kabristanlar şehir dışlarına ve kenarla taşınmış.
Köylerin girişlerinde olan kabristanlar hala ayakta duruyor.
Köye gelen insanların ilk gördüğü kabristanlar.
Ey insan topraktan geldin yine toprağa gideceksin.
Sultan da olsan, kral da olsan, kraliçe de olsan, paşa da olsan, cumhur olsan, başkan olsan, vekil olsan,  valide olsan sonun burası.
Çok fazla gururlanma, kibirlenme bak tüm malın, hırsın iki metre çukur.
Meydanlarda bazı okumuş diplomalıların burnu yukarılarda geziyor.
Fani olan bu dünyada bu kadar hırs, kibir ve gurur niye?
Dünyayı ben yarattım, her şey benden sorulur havası da nereden geliyor?
Parana mı, malına mı güveniyorsun, makamına mı güveniyorsun?
Neyine güveniyorsun?
Yapa geldiğin her şey dünyalık oyalanman.
Herkes kendini vazgeçilmez zannediyor, tek olmak istiyor, benden başkası yönetemez zannediyor. 
Bu ego genelde yönetenlerde görünüyor, ha kim üstüne alınır bilmiyorum ya da okuyucularım doğru yazdıklarının tıpkısı şu yöneticide mevcut diyordur içinden.
Ben yine yazdıklarımla bağdaşlarsan bir kıssa paylaşmak istiyorum sizlerle. 
“Bir gün doktora, sürekli gerginlik ve tedirginlikten şikâyetçi olan bir hasta gelmiş.
Yapması gereken çok işinin bulunduğunu, fakat kendisinin elindeki işleri yapmaya, işleri yetiştirmeye, işlerin ise beklemeye hiç tahammülü olmadığını söylemiş.
Doktor,
Bu işleri başka biri yapamaz mı?
Ya da bir başkası size yardımcı olamaz mı?
Diye sormuş.
Adam, hayır.
Onları yalnız ben yapabilirim, benden başka hiç kimse yapamaz, bütün işler bana bakıyor!
Diye cevap vermiş.
Doktor, sana bir reçete vereceğim.
Bu reçeteyi aynen tatbik etmen gerekiyor!
Diyerek, yazıp eline vermiş.
Adam reçeteyi eline alıp baktığında, hayretler içinde kalmış.
Reçetede, her gün en az iki saat işi bırakıp yürüyüş yapacaksın ve her haftanın yarım gününü bir mezarlıkta geçireceksin yazıyormuş.
Hasta adam;
Yürüyüşü anladık ama neden mezarlık?
Diye sormuş.
Doktor, oraya gidip mezar taşlarına bakmanı istiyorum.
Mezarlıklar, kendilerini vazgeçilmez zanneden insanlarla doludur.
Sen de onlar gibi ölüp mezarlığa gömülünce, kendinden başkasının yapmasına imkân olmadığını sandığın işlerin, başkaları tarafından da yapılmaya devam ettiğini göreceksin, demiş.”
Evet, bulundukları noktada kendilerini vazgeçilmez görenler.
Sen gittiğinde birileri mutlaka vazgeçilmez sandığın o makamın boşluğunu hemen dolduracak hiç merak etme…
Şehrimizi daha ileriye götürmek için bir masanın etrafına toplanın ki bu şehir büyüsün.
Bakın etrafınıza kimler geldi kimler bu şehrin sokaklarında geçti, ben diyenlerin hepsi Âşık Paşada, Bağbaşı’nda, Hırla ’da, Kümbet Altı’nda, Üç Göz Kabristanlarında sizleri bekliyor.
Unutmayın ölüm var.