Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2025 yılında yaşanan doğal afetler, ekonomik sıkıntılar ve tarımsal üretimde ortaya çıkan kayıplar ışığında, çiftçilerin beklentilerini görüntülü basın açıklamasıyla değerlendirdi. Türkiye genelinde olduğu gibi Kırşehir’deki çiftçiler tarafından da yakından takip edilen açıklamada, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, krediye erişimde yaşanan sorunlar, doğal afetlerin etkileri ve üreticilerin destek beklentileri ele alındı. Bayraktar, 2026 yılına girilirken çiftçilerin karşı karşıya kaldığı sorunların çözümü için acil adımlar atılması gerektiğini vurguladı. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, açıklamasında özellikle SGK prim borcu ve vadesi geçmiş vergi borcu nedeniyle çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla kredi kullanamadığını belirterek, bu durumun üretimi doğrudan tehdit ettiğini ifade etti. 2025 yılının üreticiler açısından adeta bir “felaket yılı” olduğunu dile getiren Bayraktar, zirai don, kuraklık, hastalıklar ve ekonomik şartlar nedeniyle çiftçilerin üretimi sürdürebilmek için krediye acilen ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Bayraktar, kredi kullanımında uygulanan “borcun varsa kredi verilmez” şartının tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar verdiğini vurgulayarak, üreticilerin bu uygulama nedeniyle büyük sıkıntı yaşadığını dile getirdi. Çiftçiler için borç ertelemesi beklenirken, tam tersine böyle bir uygulamanın hayata geçirilmesinin üreticileri çıkmaza sürüklediğini ifade etti. Zor bir dönemden geçen üreticilerin hem yeterli gelir elde edemediğini hem de primlerin yüksekliği nedeniyle SGK borçlarını ödeyemez hale geldiğini belirten Bayraktar, bazı çiftçilerin bu nedenle ziraat odalarından muafiyet belgesi alarak SGK’dan çıktığını, benzer şekilde vergi borcunu ödeyemeyen üreticilerin de bulunduğunu söyledi. Bayraktar, üreticilerin önündeki bu engellerin vakit kaybedilmeden kaldırılması gerektiğini vurguladı.
2025 Yılı: Afetlerin Damga Vurduğu Bir Yıl
Şemsi Bayraktar, 2025 yılı denildiğinde tarım sektörü açısından akla gelen ilk unsurun doğal afetler olduğunu belirtti. Özellikle zirai don ve kuraklığın, tarımsal üretimi önemli ölçüde etkilediğini ifade eden Bayraktar, bu etkinin yalnızca üretim azalmasıyla sınırlı kalmadığını; çiftçi gelirlerinin düşmesi, gıda tedarik zincirinin bozulması ve tüketici fiyatlarının artması gibi sonuçlar doğurduğunu söyledi.
Yıl boyunca 65 ili ziyaret ettiğini belirten Bayraktar, zirai don, kuraklık ve dolu afetlerinin tarımsal üretim üzerinde bıraktığı hasarı bizzat yerinde gördüğünü ve afetlerden etkilenen çiftçilerle doğrudan görüştüğünü ifade etti.
Zirai Don Destekleri ve Giderilen Mağduriyet
Bayraktar, zirai don afetlerinin ardından yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile sigortası olmasa dahi Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üreticilerin, hasar oranları nispetinde desteklendiğini hatırlattı. Ancak sehven yapılan yanlış yönlendirmeler ve bilgi eksikliği nedeniyle bazı çiftçilerin bu desteklerden yararlanamadığını belirten Bayraktar, Birlik olarak bu sorunu gündeme taşıdıklarını söyledi.
Yapılan girişimler sonucunda, son başvuru tarihi olan 24 Temmuz 2025’ten önce müracaatları ve tespitleri yapılmasına rağmen sisteme bilgileri girilemeyen çiftçiler için 821 milyon lira ek ödeme yapıldığını açıklayan Bayraktar, böylece zirai don desteklerinden faydalanamayan üreticilerin de destek kapsamına alındığını ifade etti.
Kuraklık ve Üretim Kayıpları Endişe Verici
Bayraktar, 2025 yılında yağışların yetersiz ve düzensiz olması nedeniyle tarımsal kuraklığın üretimi ciddi şekilde etkilediğini belirtti. Özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kuraklığın yaygın görüldüğünü dile getiren Bayraktar, bu durumun üretim istatistiklerine de yansıdığını söyledi.
2025 yılında bir önceki yıla göre;
-
Yulaf üretiminin yüzde 26,
-
Arpa üretiminin yüzde 25,
-
Çavdar üretiminin yüzde 20,
-
Buğday üretiminin yüzde 14,
-
Kuru baklagil üretiminin ise yüzde 29 oranında azaldığını açıkladı.
Bayraktar, bu ürünlerin ülke tarımı açısından stratejik ürünler olduğunu vurgulayarak, kuraklıktan zarar gören çiftçilerin de zirai don zararında olduğu gibi mutlaka desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Şap Hastalığı ve Borç Yükü
2025 yılında üretimi olumsuz etkileyen bir diğer unsurun şap hastalığı olduğunu belirten Bayraktar, hastalık nedeniyle hayvanların et ve süt veriminde ciddi düşüşler yaşandığını, bunun da üretici gelirlerine doğrudan yansıdığını söyledi. Afetler ve hastalıklar nedeniyle birçok çiftçinin kredi borçlarını ödeyemez hale geldiğini vurgulayan Bayraktar, bu durumun yalnızca ekonomik değil, sosyal ve psikolojik sorunları da beraberinde getirdiğini dile getirdi.
Bayraktar, afetlerden ve hastalıklardan zarar gören çiftçilerin kullandığı kredilerin en az 1 yıl süreyle faizsiz ertelenmesini, şap hastalığı nedeniyle hayvan kaybı yaşayan üreticilere ise düşük faizli kredi sağlanmasını talep etti.
“2026 Bolluk ve Bereket Yılı Olsun”
Açıklamasının sonunda tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve ülkenin gıda güvencesi için afet yönetimine daha fazla önem verilmesi gerektiğini vurgulayan Şemsi Bayraktar, afet öncesi ve sonrası süreçlerin doğru politikalarla yönetilmesini istedi. Bayraktar, 2026 yılının afetlerden ve hastalıklardan uzak, bolluk ve bereket içerisinde bir yıl olması temennisinde bulundu.




