Geçmişten bir anı. Rahmetle yad ettiğim babam benim. Benim okumamı çok istiyordu. Köyde ilk okulumu birleştirilmiş bir sınıfta beş yılımı bitirip pekiyi derece ile okul birincisi olarak ilkokuldan mezun oldum. O zamanlar her şehirde İmam Hatip Okulu yoktu. Babamda beni imam hatipte okumamı çok istiyordu. Beni o zaman İmam Hatip Okuluna göndermeyi arzu ediyordu. Köyümüzde iki tane değerli büyüklerim Kayseri İmam Hatip Okulunda okuyordu. Köyümüzün ileri gelenlerinden şu anda Ankara’nın sayılı avukatlarından Mehmet Ali Alan ve Muammer Bıçakçı (emekli hakim) Kayseri İmam Hatip Okulunda okuyorlardı. Beni Mehmet Ali ağabeyime emanet ederek Kayseri İmam Hatip Okuluna göndermeyi kararlaştırdı. Bir gün Mehmet Ali Alan ağabey ile okula kayıt yaptırmak için gittik. O zamanlar Türkiye genelinde bu okullar az olduğundan alımlar imtihanla oluyordu, okula gidip kaydımızı yaptırdık. Pekiyi derece iken mezun olanlar imtihansız iyi derece ile mezunları imtihanla giriyordu. Kaydımız direk olarak yapıldı. Köye geldik babam çok seviniyor. Bana bir bir sürü malzeme giyecek aldı. Hazır elbiseler pek olmadığı için bana terziden iki takım elbise diktirdi. Herhalde iki üç defa provaya gelmiştim. Takım elbisenin bile ne olduğunu bilmediğimden babam seçimi bana bırakmıştı. Pantolonları ayrı ceketimi ayrı renklerden yaptırdım. Elbisem o zamanın en kaliteli kumaşı olan altınyıldız ve bahariye idi. İlk zamanlar pek anlamadım ama gün yaklaştıkça beni bir hüzün kaplıyordu.
Koskoca Kayseri’ye gidecektim yaş on iki tam çocukluk çağı. Sayılı gün çabuk gelir ya o günde geldi artık gidecektim. Canım anamla ruhları şad mekanları cenneti ala olsun. Sarıldı anacığım bana sanki ayrılmak birbirimizden koparılmak istemiyorduk. Nihayet ayrıldık. Köyün minibüsüne sabah bindik. Kırşehir’e geldik. Direk otobüs demek ki o an yokmuş. Yukarı Kayseri asfaltına çıktık baya bir otobüs bekledik. Tahminim öğle saatleri idi. Nihayet önü sivri bir otobüse bindik Ali ağabeyim ben ve babam.
Kayseri’ye ikindi saatlerinde geldik. Lokantada bir yemek yedik. Artık canım babamla da ayrılık zamanı gelmişti. Ayrılık kolay değil hani derler ya ölüm ile ayrılık tartılır ayrılık ağır gelirmiş. Sarıldık babacığımla ayrılmak istemiyorduk okulun kapısında babam bizi bırakıp gitti arkasına bakıyor ağlıyorum. Yurt olmadığı için bir devlet yatılı yurdu birde paralı yurdu vardı. Daha paralı yurdun hazır olmadığından Ali ağabeyim beni o gün bir otele yerleştirdi. Tahminim odada benden başka birkaç kişi daha vardı. Çektim yorganı başıma ağladım sessizce sabaha kadar. Sabah okula vardım Ali ağabeyim ile buluştuk.
Günler geçiyor hasret bitmiyordu yatılı olarak okuduğunuzdan etüt mütalaa ders çalışma saatleri vardı. Bir ben değildim benim gibi çok gurbetçi arkadaşlarım vardı. Boyumuz küçük olduğunda arkadaşımla ben en ön sırada oturuyorduk.
Saya saya günler bitti. Bir bayram da Ali ağabey beni köye gönderdi. Hem hasret giderecek hem de harçlık getirecektim. Köye geldim ama ne gelmeler. Rahmetlik babam baba o kadar kızdı bağırıp çağırdı ki canım anacığımla sabaha kadar avlu duvarının dibinde sabahladık anacığım sabah erkenden o zamanlar minibüsler güneş doğmak üzere iken hareket ederdi anam cebime köyden Kayseri’ye gelecek kadar harçlığımı koyup beni minibüse bindirdi. Kayseri’ye geldim.
Ertesi günü nöbetçi öğretmen beni sınıftan aldı. Öğretmene de babamın geldiğini söyledi. Aşağı indim okullarda önceleri gelen misafirlerle görüşme odaları vardı. Odaya girdim bir de baktım babam babam sarıldı bana o ağladı ben ağladım
Beni karşısına aldı kollarını boynuma doladı can oğul ben sandım ki okulu terk ettin. Bana köyde diyorlardı ki senin soyunda okumuş var mı yarın senin oğlun gelir diyorlardı. Ben öyle sandım. Sen gelince tepemden vurulmuşa döndüm. O zamanın meşhur sözler evladı de yeter ki oku ben seni okutmak için gerekirse boynuma heybe atıp köy köy gezer dedi.
Sınıfına git öğle tatilinde ben buradayım dedi. Öğle arası çarşıya gittik ihtiyaçlarımızı gördük, tekrar Kırşehir yol aldı. Mekânın cenneti ala olsun babam babam benim.
Nihayet dört yıl bitti imam hatip okulunun birinci devresini bitirdim. İmam hatipler bizim dönemimizde birinci devre dört yıl ikinci devre lise kısmı üç yıl idi. O dönemlerde köyde bulunan arkadaşlarımızdan bazıları ticaret lisesinde okumak için ayrılmıştı. Bende ticaret lisesine gitmeyi kafama koydum. Babam pek yüz vermeseler diplomamı aldım ticaret lisesine kaydımı yaptırmak için Kırşehir’e geldim babamın hiç yüzü gülmüyordu kayıt yaptırmak için ticaret lisesinin kapısına geldim benimde içim atmamaya başladı. Tekrar köye dönüp babamın yanına gelip geri okuluma devam etmek istediğimi babama söyledim. Sanki dünyalar onun olmuştu.
Cebime harçlığımı koyup beni Kayseri’ye kaydımı yaptırmak için gönderdi artık yolları biliyor kendim gidip geliyordum. Bir ara imam hatiplerin liselerini başı şehirlerden kaldırmışlar ne hikmet ki Kayseri’ye vardım. Okula kaydımı yaptırmak için ama ne hikmetse diğer illerden gelenler olduğundan okulların kayıtları dolmuştu. Her ne kadar uğraştımsa da yerimiz olmadığından beni alamayacaklarını söylediler. Milli eğitim müdürlüğüne gittiysem de mümkün olmadı.
Kör pişman köye gelip kaydımı yaptıramadığımı babama söyledim. O dönemde köylülerimizden bazı arkadaşlarım düzce imam hatipte idiler. Yine köyümüzün ileri gelenlerinden muzaffer tekeli (geçmiş dönem anavatan partisi sayılı il başkanı) Düzce İmam Hatip Okulu birinci dönemini bitirip Kırşehir Ticaret Lisesine gelmiş Düzce'de Ahmet Koyuncu (emekli memur) ve Mehmet Koyuncu (emekli öğretmen) vardı. Onların yanına gitmeyi kafaya koydum. Otobüse binip düzce ye gittim. Telefon ve ulaşım araçları olmadığından okuldan sorarak Mehmet ve Ahmed’i buldum. Onları bulunca sanki kendimi köyümde hissettim. Birkaç gün beraber olduktan sonra. Okula gittik hani sen işini Allah'a göster derler ya. Kayseri imam hatip okulunda bizim müzik derslerine gelen Kuran'ı kerim öğretmeni öldü ise rabbim rahmet eylesin mekânı cennet olsun. Sözün özü öğrenci babası idi. Beni kapıda karşılayıp. Evladım ne geziyorsun buralarda dedi kısaca durumumu anlattım.
Gel müdür beyin yanına çıkalım dedi. Müdür beye durumu anlattı. Okul müdürü yerin olmadığını burada diğer illerden gelenlerle kayıtları dolduğunu söyledi. Mustafa bey dedi isterseniz Sakarya imam hatip okuluna bir telefon edelim belki orada boş yer vardır dedi. Mustafa hocam bana sordu alırlarsa gider misin evladım dedi. Hep öğrencilerine evladım der hiç usanmadan her öğrencinin hal hatırını sorardı. Giderim hocam dedim. Okula telefon etti müdür alırız ama bir sıra parası yardım edebilirlerse demiş ki. İmam hatiplerin çoğu ihtiyaçlarını dernekler tarafın karşılanır o zamanlarda ben babama bir sorayım dedim ama telefon ulaşımı pek yok. Ancak babam Pazartesi günü şehre gelecek bizim de köyde o zaman çok iyi durumda olan zamanın marketi bakkalımız var babam her hafta şehre gelerek malzeme alımı. O zamanın toptancısı bakkala babam malzeme aldığı toptancı hikmet aslan Allah rahmet eylesin mekânı cennet olsun ben oraya telefon edip babamla görüşeceğim. Ben on beş gündür yokum. Babamı bir telaş basar. Şehre gelir illerde olan imam hatip okullarına telefon edip böyle bir öğrencinin kayıt yaptırmaya gelip gelmediğini. Ne hikmet babam düzce imam hatip okulunu aradığında müzik hocam yine müdürün yanındadır.
Müdür hemen hatırlar evet amca geldi burada Kayseri’den buraya tayinleri gelen hocası var der. Mustafa hocamla babam telefonla konuşurken. Amca merak etme oğlun burada bizim burada yerimiz dolu ama Sakarya imam hatip okulunda yer bulduk ama yardım olarak bir sıra parası istiyorlar der ve babam hocam iki sıra parası vereyim der. Biz her gün okul bahçesinde olduğumuzda n hocam hemen bizimle görüşüp babamla görüştüğünü okula kaydımı yapılması için yola çıkmamı söyledi. Ahmet Mehmet ben üçümüz bir otobüse binip kısacası kaydımı yaptırdım. Geri Düzce'ye gelerek Ahmet ve Mehmed’in galiba bütünleme dersleri vardı ki onların imtihanından sonra Kırşehir’e geldik.
Böylece imam hatip okulunu bitirmek bize nasip oldu. İmam hatip ve sınıf öğretmeni olarak vatanımızın cennet yurdumuzun çeşitli illerinde görev yapıp emekli oldum.
Sözün özü öğrencilerime hep iyilik doğruluk ve dürüst olmalarını güzel yurdumuzun değerini bilmelerini vatanımızın bir avuç toprağını dış ülkelere bile gitseler ceplerinde bir avuç toprak bile olsa dökmeden geri yurdumuza getirin.
Yamalı pantolon yamalı entari giyerek bizi büyüten ana ve babalarımızın kıymetini bilin onların bizi yetiştirip büyütüp bu günlere getirmek için ne çileler çektiği nasırlı elleri hep öpüp koklamamız gerektiğini bilelim. Onlar bizim en kıymetli hazinemiz olduğunu unutmayalım Koynumuz a hayvanları alıp o eli öpülesi ana ve babayı huzur evinde huzursuz etmeyelim. Şunu da asla unutmayın size yapılan kötülüğü unutun ama size yapılan iyiliği asla unutmayın. Vatanımızın kıymetini bilin. Hani memede sorarlar Mehmet vatan senin neyindir komutanım vatan benim anamdır. Arifin dediği gibi" bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır."
Bu vesile ile beni de okula götürüp kayıt ettiren Mehmet Ali Alan ağabeyime de teşekkür eder saygılarımı sunarım.
Andım mı anamı babamı yanar içim ta derinden. Allah onlardan razı olsun mekanları cenneti ala olsun. Her gün onlara bir Yasin’i şerif okumadan geçemem.
Sakın ha üzmeyin onları gurur duyun onlarla sarılın koklayın artık onlar sizin yanınızda sizin çocukluk yaşınızdaki çocuklar gibidir. Onlar hakkında ne kadar yazsak azdır.
Sağlıcakla kalın esen olun.