19 Mayıs 2024 tarihi Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 105’nci yıldönümü Yeniçağ Gazetesi’nin Atatürk’ün “Bu millet esir yaşamaktansa, mahvolsun daha iyidir. Öyleyse ya istiklal ya ölüm” özdeğişi ile başlayan yazı dizisini siz değerli okuyucularımla baylaşmak istiyorum.
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk Kurtuluş Savaşının ilk adımı ve Cumhuriyete giden yolun başlangıcı olarak kabul ettiğimiz 19 Mayıs 1919’un 105’nci yıldönümü.
… Osmanlı Ordusu, her tarafta zedelenmiş… Elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta…Her tarafta yabancı subay, memur ve özel ajanları faaliyette… Hıristiyan unsurlar, özel emel ve maksatlarının elde edilmesine, devletin bir an evvel çökmesine çalışıyorlar Bu acı tabloya rağmen; Mustafa Kemal Paşa, yılgınlığa kapılmak şöyle dursun, yurdunu kurtarmak azim ve iradesi daha da bilenmiş bir ruh yapısındadır. Savaş yorgunu ulusunun yeni bir ölüm kalım mücadelesinde, karşılaşmak ve yenmek zorunda olduğu güçlükleri, bir savaş adamı olarak, hiç kuşkusuz, çok iyi bilir. Ama ulusun özgürlük ve bağımsızlığı söz konusu olunca; ne bahasına olursa olsun, amaca ulaşmanın her düşüncesinden önde geldiğine de bütün varlığı ile inanır. Kaldıki bu konuda, ulusuna ve kendine güveni de tamdır. Çünkü bu güven, insan karakterinin en gerçek deneme yeri olan savaş alanlarında, O’nun ruhunda yeşererek kökleşmiş sarsılmaz bir duygudur. Şu sözleri bu yoldaki derin inancının en belirgin örneğidir. “Ben 1919 senesi Mayısı içinde Samsun’a çıktığım gün, elimde maddi hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı.
Mustafa Kemal Paşa, Samsun’da karaya çıkışına kadar, askeri alanda, özellikle Çanakkale Muharebelerindeki (1915) parlak başarıları ile, orduda ve halk arasında dikkate değer bir ün kazanmış bir komutan, bir askeri liderdir. O kadar ki bir Amerikalı öğretim görevlisinin sözleri ile, “hiç kuşkusuz, askeri deha dahibidir….” Fakat şimdi siyasal, sosyal, ekonomik, psikolojik, vb.. alanlarda hiçbir hazırlığın bulunmadığı ; ama, bunların hepsi zaman akışı içinde gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğu bir milli mücadele hareketinin başında bir Ulusal Önder’in varlığına büyük bir ihtiyaç vardır. İşte böyle tarihi bir anda; Mustafa Kemal Paşa’nın ortaya çıkması, hiç kuşkusuz, Türk milleti için hayati bir şans olmuştur. (Devam Edecek)