EKONOMİ

16 Ocak 2026 Cuma Hutbesi

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 16 Ocak 2026 Cuma günü ülke genelindeki camilerde okutulacak hutbenin konusu “Din İstismarı” olarak açıklandı. Hutbede sahih dini bilginin önemi ve hurafe-cehalet tehlikesine dikkat çekildi.

Kırşehirli vatandaşlar başta olmak üzere Türkiye genelinde yüz binlerce Müslüman, 16 Ocak 2026 Cuma günü camilerde okunacak hutbenin konusunu merak ederek araştırma yaparken, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan ve ülke genelindeki tüm camilerde aynı içerikle okunacak olan bu haftaki hutbenin konusu “Din İstismarı” olarak açıklandı. Cuma namazı öncesi hutbe dinlemek üzere camilere gelen cemaat için hazırlanan hutbede, insanın yaratılış hikmetlerinden birinin yeryüzünü imar etmek olduğuna vurgu yapılırken, sahih dini bilgiye ulaşmanın insan hayatındaki önemine dikkat çekildi.

Bu haftaki hutbe içeriğinde yer alan temel mesajlar arasında; insanın hikmet üzere bir hayat inşa edebilmesinin, sahih dini bilgiyle mümkün olduğu değerlendirmesi öne çıktı. Hutbede, doğru ve sağlam dini bilgiye ulaşmanın; insanın hem bireysel yaşamında hem de toplumsal düzende iyiliği, ıslahı ve yapıcılığı artıracağı mesajı verilirken; bu bilgiden uzaklaşıp heva ve hevesin, cehaletin ve hurafelerin peşine düşmenin ise olumsuz sonuçlar doğuracağı vurgulandı. Diyanet tarafından hazırlanan hutbe metninde, bu tür yanlış yönelimlerin “imar” yerine “ifsadı”, “ıslah” yerine ise “bozgunculuğu” beraberinde getirdiği ifade edildi.

DİN İSTİSMARI

Muhterem Müslümanlar!

İnsanın yaratılış hikmetlerinden biri, yeryüzünü imar etmektir. İnsan; sahih dini bilgiye ulaştığı ölçüde hikmet üzere bir hayat inşa eder. Bu bilgiden uzaklaşıp heva ve hevesin, cehaletin ve hurafelerin peşine düştüğünde ise, imar yerini ifsada, ıslah yerini bozgunculuğa bırakır.

Aziz Müminler!

Yüce dinimiz İslam, aşırılığı reddetmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, “Ey insanlar! Dinde aşırılıktan sakının. Çünkü sizden öncekileri dinde aşırılık helâk etti”[1] buyurmaktadır. İslam, Müslümanların orta yolu tutmalarını, dengeli bir hayat sürmelerini istemektedir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, “Siz insanlara şahit olasınız, Peygamber de size şahit olsun diye sizi aşırılıklardan uzak bir ümmet kıldık”[2] buyurmaktadır. Durum böyleyken barış ve esenlik dini İslam’ın yüce değerlerini istismar edenler, geçmişte olduğu gibi bugün de varlığını sürdürmektedir. Bu kimselerin asıl gayesi; din kisvesi altında İslam toplumu içinde fitne ve fesat çıkarmak, Müslümanları birbirine düşürmektir.

Kıymetli Müslümanlar!

Dini istismar edenler, kendilerini dinin tek temsilcisi gibi sunarlar. İslam’ı kendi düşüncelerine hapsederler. Sahih dini bilgiye dayanmayan görüşlerini desteklemek için Kur’an-ı Kerim’i ve sünnet-i seniyyeyi gerçek anlamından koparıp keyfi yorumlara yönelirler. Ayrıştırıcı ve dışlayıcı söylemlerini kabul ettirebilmek için hadis-i şerifleri devre dışı bırakmaktan çekinmezler. Şirk, tekfir ve cihad gibi kavramları, cana kıymaya ve Müslümanları katletmeye aracı kılarlar. Kendilerini ıslah edici, tevhidin savunucuları olarak tanıtan bu grupların asıl yüzünü Kur’an-ı Kerim şöyle haber vermektedir: “Onlara ‘Yeryüzünde düzeni bozmayın’ denildiğinde, ‘Biz yalnızca ıslah edenleriz’ derler. Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin anlamazlar.”[3]

Değerli Müminler!

Dinin sahibi Yüce Allah’tır. İslam’ı en doğru şekilde yaşayan Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’dir. İslam’a göre, hiç kimse kendini, Allah ve Resûlü’nün yerine koyamaz. Onlar adına hüküm veremez. Geleneğimizden gelen dini ve tarihi birikimi yok sayamaz. Hiç kimse, dinin asıl temsilcisi olarak kendini göremez. Mutlak doğrunun sadece kendisine ait olduğunu iddia edemez. Şirk ve küfür isnadıyla bir Müslümanı iman dairesinin dışına çıkaramaz. Onun canına, malına ve namusuna kastedemez.

Aziz Müslümanlar!

Maalesef, bugün, Müslüman toplumlar, İslam’ı kendi tekelinde gören, kendinden olmayanı dışlayan tehlikeli bir anlayışla karşı karşıyadır. Dijital mecralarda Müslüman gençlerin zihinlerini bulandırmaya, barış dini İslam’ı şiddetle yan yana göstermeye çalışan bu aykırı gruplar, artık küresel bir problem haline gelmiştir. Birlik ve beraberliğimizi tehdit eden, geleceğimizi karartmak isteyen bu yapılara karşı dikkatli olmalıyız. Gençlerimizin sahih dini bilgiyi, doğru yöntem ve metotlarla, ehil kişilerden almalarına özen göstermeliyiz. Kur’an-ı Kerim, sünnet-i seniyye ve medeniyetimizden neşet eden İslami geleneğimize sahip çıkmalıyız. İslam’a ve Müslümanlara en büyük zararı verenlerin; dinimizi, değerlerimizi ve kavramlarımızı istismar edenler olduğunu unutmamalıyız.


[1] İbn Mâce, Menâsik, 63.

[2] Bakara, 2/143.

[3] Bakara, 2/11,12.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü