| ||||||||||||||||
| ||||||||||||||||
EN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR
HABER ARASON YORUMLANANLARKAYAN HABERLERULUSAL HABERLERÖNEMLİ LİNKLERŞiir ve..
|
Eğitim Bir Sen Kırşehir Şube Yönetiminden basın açıklaması
Eğitim Bir Sen Kırşehir Şube Yönetimi Gündemdeki konularla ilgili basın açıklaması yaptı... Eğitim Bir Sen Kırşehir Şube Yönetimi Gündemdeki konularla ilgili basın açıklaması yaptı. Fransa’nın “Soykırımın Reddini Suç Sayan Yasası” , Katsayının CHP’li milletvekilleri tarafından Danıştay’a dava edilmesi, Milli Güvenlik Derslerinin Kaldırılması ve 19 Mayıs Törenlerinin aslına uygun olarak kutlanması konularında basın açıklaması yaptı. Memur-Sen il temsilcisi ve Eğitim Bir Sen şube başkanı Ali Rıza AKA Basın Açıklamasında şöyle dedi:” FRANSA TARİHİ SİYASETE ALET ETMEKTEDİR Geçmişte yaşanan tartışmalı bazı olayların tarihçiler tarafından araştırılıp gün yüzüne çıkarılması gerekirken, başta ABD ve Fransa olmak üzere bazı Batılı ülkelerin bu yaşananlar sebebiyle Türkiye üzerinde ‘soykırım’ şeklinde baskı kurmak istemesi, kabul edilebilir bir durum değildir. Kaybolan itibar ve güvenilirliklerini, bazı lobilerden medet umarak kazanma çabasında bulunmaları, bu kişilerin acınası hallerinin itirafıdır. Cezayir’de, Fransız yönetimi altında 1,5 milyon kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda kişi de işkence ve kötü muameleye maruz kalmıştır. Türkiye’nin Ermenilere karşı soykırım yaptığını devletin en etkin organlarıyla iddia eden Fransa, söz kendisine geldiğinde soykırım bir yana, olaylardaki sorumluluğunu dahi kabul etmiş değildir. Paris hükümetine göre tüm bu olaylar tarihçilere bırakılmalıdır. “Fransız yasaları tarafından tanınan soykırımların reddi, bir yıl ve 45 bin avro para cezasına çarptırılır” ifadesinin yer aldığı söz konusu kanun teklifinin kabul edilmesiyle, ifade özgürlüğü diye bir şey kalmamış, konuyla ilgili düşüncelerini açıklayanlar cezalandırılmış olacaktır. Böylece Fransa, Cezayir’de işlediği insanlık suçuna ‘ifade özgürlüğünü ortadan kaldıran ülke olma’ ayıbını da ekleyerek tarihteki yerini almıştır. Eğitim-Bir-Sen olarak, Türkiye ile Ermenistan arasındaki sorunun tarihçilere bırakılmasını, başta Fransa olmak üzere, bu sorunu geleceğe yönelik planlarına alet etmek isteyen diğer ülkelerin kendi işine bakmasını, yapacak işi kalmamışsa da, geçmişleriyle yüzleşmesini öneriyoruz. CHP Eğitimde vesayete direniyor 28 Şubat sürecinin dayatmalarından olan katsayı uygulaması mesleki eğitime en ağır darbeyi vurmuş ve meslek lisesi öğrencilerine yıllardır üniversite yolunu kapatmıştır. Başta sendikamız olmak üzere bütün eğitim otoritelerince eğitimde fırsat eşitliğini baltalayan katsayı uygulaması eleştirilmiş ve yanlıştan geri dönülmesi çağrısı her fırsatta yenilenmiştir. İş çevrelerinin isyan edercesine “meslek lisesi memleket meselesi” diye verdiği gazete ilanlarını görmezden gelen Kemal Gürüz ve Erdoğan Teziç yönetimleri inat ve ısrarla katsayı kıyımını sürdürmüşlerdir. Bir önceki YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın başkanlığındaki yönetim, eğitimcilerin ve sanayicilerin feryadına kulak vermiş ve darbe dayatması uygulamayı kaldırmak için somut adım atmıştır. Meslek liselerinin önünü açacak olan bu adım önce İstanbul Barosu’nca dava edilmişti. Şimdi ise, görevi CHP’li milletvekilleri (CHP İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter ile Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz) devralarak, YÖK’ün mesleki eğitimin önünü açan katsayı kararının uygulamasının durdurulması ve iptali için Danıştay’a başvuruda bulundu. Bu girişim, eğitimdeki vesayete CHP’nin yargıyı alet etme girişimidir”. “Katsayı, eğitimde vesayetin en önemli uygulamalarından birisi olduğu için, başta sendikamız olmak üzere toplumun önemli kesimleri tarafından eleştirilmiştir. Vesayetin devamını isteyen CHP, geçmişte yaptığı gibi, halkın yararına olan bir karara karşı çıkarak, konuyu yargıya taşımayı kendisine ilke edinmiştir. Bu zihniyeti şiddetle kınıyoruz ve protesto ediyoruz. Halkın değerlerini hedef almaktan çekinmeyen CHP, bu adımıyla meslek liselerine giden öğrencileri hedef almıştır. Katsayı adaletsizliği giderildiğinde, Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen olarak “Türkiye bir ayıptan daha kurtuldu” demiştik. Görüyoruz ki, CHP ayıbın devam etmesini istemektedir. Halka inat halkçılık yapmaya çalışan CHP, eğitimcilere inat eğitimi dizayn etme girişimlerine devam etmektedir” Dünyanın hiçbir gelişmiş, demokratik ülkesinde böyle yasaklar yoktur. Gelişmiş ülkelerde meslek liselerinde okullaşma oranı % 70, ülkemizde ise bu oran %36 dır. Buradan kendilerini halkçı ve demokrat zanneden CHP yöneticilerine sesleniyoruz. Eğer gerçekten halkın partisi iseniz milletvekilleriniz davalarını derhal geri alsınlar. Almıyorlarsa partinizden ihraç ederek onlar gibi düşünmediğinizi gösteriniz. Yüreğinizle ve aklınızla hareket ediniz. Halkın karşısına yasaklarla değil, halkın dertlerine, sıkıntılarına çözüm getirecek projelerinizle, önerilerinizle çıkınız. Bu yanlışlarınızdan artık vaz geçiniz. Sizi halkı ve halkın gerçeklerini anlamaya ve onlarla yüzleşmeye davet ediyoruz. Milli Güvenlik Dersi Tarih Oluyor Eğitimde militarizmin izlerinin silinmesi yolunda önemli bir adım atıldı. Katsayı ayıbının ortadan kaldırılmasıyla başlayan süreçte eğitimde normalleşmeye katkıda bulunacak bir gelişme daha yaşandı. Milli Güvenlik Bilgisi Dersi’nin kaldırılması, bunun olmaması halinde, dersin subaylar yerine branş öğretmenleri tarafından verilmesi yönünde verdiğimiz mücadele, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti Grup Toplantısı’nda, “Milli Eğitim müfredatını çağın gereklerine, bilimdeki ilerlemeye, demokrasideki gelişmeye paralel bir seviyeye taşıyoruz. 1979 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan Milli Güvenlik Bilgisi Öğretimi Yönetmeliği’ni artık yürürlükten kaldırıyoruz. Avrupa Birliği ilerleme raporlarında Türkiye’nin eleştirilmesine neden olan, Milli Eğitim şuralarında kaldırılması teklif edilen, özellikle de asker öğretmenler tarafından verilmesi yadırganan bu dersin, bir kısım konuları 2012-2013 yılından itibaren vatandaşlık bilgisi ve benzeri derslerin içinde sivil öğretmenler tarafından işlenecektir” açıklamasıyla sonuca ulaşmıştır. Ve 28/12/1979 tarihli ve 8/37 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Millî Güvenlik Bilgisi Öğretimi Yönetmeliği 25.01.2012 tarihli resmi gazetede yürürlükten kaldırılmıştır. Eğitimde vesayetin en önemli görüntülerinden biri olarak gördüğümüz Milli Güvenlik Bilgisi Dersi’nin komutanlar tarafından verilmesi konusunun tarihe karışacak olması, sivilleşme ve demokratikleşme adına önemli bir adımdır. Eğitimin, pedagojik formasyon gerektiren bir meslek olduğunu, rahat-hazırol-dikkat komutları sınıflardan yükselirken, eğitimin sivil olduğundan söz edilemeyeceğini her platformda seslendirdik. “Komutanlar, okullarda değil, asıl görev yerleri olan kışla ve cephede işlerini yapmalıdır. Ataması yapılmayan tarih öğretmenleri boşta gezerken, içeriğini en iyi tarihçilerin bildiği dersin komutanlar tarafından doldurulmasını anlamak mümkün değildir. Okullarımız vesayetin değil, bilimsel çalışmanın, özgür düşüncenin ve sivil reflekslerin yerleri olmalıdır” dedik ve eğitim ortamlarının demokratikleşmesi, eğitim programlarının vesayeti meşrulaştıran öğretilerden arındırılması konusunda geniş toplum kesimlerinin ortak talebini Eğitim-Bir-Sen olarak dile getirdik ve talebimiz yerine gelinceye kadar da dile getirmeye devam edeceğimizi deklare ettik. 18. Milli Eğitim Şurası’nda da, bu konudaki kararlılığımızı ortaya koyarak, demokratikleşme yolunda önemli adımlar atan Türkiye’nin, eğitimde vesayetin izlerini taşıyan uygulamalardan kurtulması gerektiğini ifade ettik. Bu dersin, 2012-2013 yılından itibaren vatandaşlık bilgisi ve benzeri derslerin içinde sivil öğretmenler tarafından verilecek olması bizleri memnun etmiştir. Eğitim-Bir-Sen olarak, eğitimde vesayetin bütün izleri silininceye kadar mücadelemize devam edeceğiz. 19 Mayıslar Halkla Buluşturulmalıdır Bakanlık tarafından 81 ilin valisine gönderilen genelgede, 19 Mayıs törenlerinin öğrenci ve veliler için yönetmelikte öngörülmeyen ek yükler getirmesinin önüne geçileceği belirtilmektedir. Yıllardır stadyumlarda yapılan gösteriler, öğrencileri ve öğretmenleri asli işleri olan eğitimden uzaklaştırmakta; hazırlık törenleri, üç ay öncesinden başladığı göz önüne alındığında, eğitim sürecinde büyük sıkıntılara yol açmakta; öğrenciler derslerinden uzak kalmaktadır. Şubat tatilinin hemen ardından bu törenlere hazırlanmak için uzun bir mesai harcanmakta, dersler aksatılmaktadır. Bu durum veliye de ekstra bir mali külfet getirmektedir. 19 Mayıs’tan sonra da okulların bitimine az bir süre kalması nedeniyle öğrenciler ikinci dönemde sağlıklı bir eğitim alamamaktadır. Bu durum, bir sorunun bile çok önemli olduğu eğitim sistemimizde öğrencilerimizi dezavantajlı bir konuma düşürmektedir. Gençlik bayramının çocuk yaştaki öğrenciler tarafından değil, gençler ve sporla ilgili üniversiteler, spor kulüpleri, gençlik kulüpleri gibi kuruluşlar tarafından, askeri ritüellerden uzak, gençliğin anlam ve önemine uygun bir şekilde kutlanmasından yanayız. Milli bayramlarımızı, ülkemizde sadece stadyumlara sıkıştırma çağdışılığından kurtarmalıyız. Bu bağlamda, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarını halka açma yönündeki çalışmalarını destekliyoruz. 20 Haziran 1938 tarihli kanunla “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan, 12 Eylül darbesinden sonra “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” olarak değiştirilen bayram, öğrencileri zorla stadyumlara doldurma anlayışından kurtarılmalı, gönüllülük esasına dayalı, halkımızın kutlayacağı şekle dönüştürülmelidir. “
Bu haber 55 defa okunmuştur. YORUMLARINIZ BİZİM İÇİN ÖNEMLİDİR. YORUMLARINIZI BEKLİYORUZ.
|
SON YORUMLANANLARSON YORUMLANANLAR
|
||||||||||||||
|
Sitemizde yazılan köşe yazılarından yazar sorumludur.
Kaynak Göstermeden Kullanmak Yasaktır. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||||||||